Uzgun

Biraz uzgunmusun sen?Uzun nefesli kalacakmissin duydum.Kalbini kiranlar mi oldu?Ama dert etme bunlari sen.Hayat su anda elinde tuttugun telefonla gozlerin arasinda ki mesafe kadar kisa.Sokaga cik mesela bugun.Kopegini gezdir,Istanbul’da olsaydin sana guzel kopek parklari tavsiye ederdim.Sana selam buradanKopegide opersin benim icin.Anne baba da bilsinSen mutlu olmayi hakeden birisin. Continue reading Uzgun

Atheism ve Nietzsche

bati felsefesi platon ile descartes arasinda yaratilan kavramlari evrensel bir hristiyanlik anlayisiyla yorumlamis ve kendilerince evrensel olan bu prensipler butununu yine kendi dunyalarinin merkezine yerlestirmis.bu hepimizin bildigi tarihsel ve ispati olan bir gelisim.lakin nietzsche’nin “tanrı öldü” çıkisinin uzerinden 138 sene gecmesine ragmen bu sivri cikis kendinden sonra gelen bir cok dusunurun bugun bile aklini celmekte.elbette hic birimiz tam olarak bilemeyecegiz kendisinin atheist olup olmadigini. bunun ana nedeni nietzsche nin denemelerini ve kitaplarini belli bir sistem icinde yazmamasi olarak gorulebilir.peki ne oldu da, oncesinde rahip olmak isteyen bir insan boyle birden bire kurumsal din ve hristiyan dunyasinin yarattigi isa karakterine karsi … Continue reading Atheism ve Nietzsche

Şiirler toplu geçidi

1.Ah be balım, eve gelirken çiçek aldim karşıda ki marketten. Peynir ile şarap almak için girmiştim içeri oysa ki. Sen yoktun ama ben yine de aldim çiçekleri. Daha büyük şeyler almadım, zaten gerekte yok, ben bizim için çiçek, peynir ve şarapta karar kıldım. Sen severmiydin karanfilleri bilmiyorum, beyaz,sarı, kırmızı. Gerçi hangi rengi sevdiğini de hiç bilemedim, Ama ben en çok maviyi severim. Daha önce de söylemiştim, bilmem hatırlatmasın? Turuncu senin ruh rengin. Ah be balım, rengarenk saçma bir hayat bu yaşadığımız. Yamalı bohça gibi bir ev, içinde kendimce mest olduğum. Saat gece ortasın da bir ile iki arasında bir yerlerde. … Continue reading Şiirler toplu geçidi

Eski bişii

Çamurdan yaptığım kraliçemsin sen suyu çekildikce değerlenen. Üzerine yağmur yağan haritalarda mı arasam acaba sana çıkan yolları? Yoksa iki dirhem bir çekirdek giyinip çalsam mı kapını “ben geldim “ diye. Yok! Bunlar olmaz, ben en iyisi su üzerine seni anlatan yazılar yazayım. Olmadı, samanlıkta beraber kaybettiğimiz eski günleri arayıp bulayım.Istanbul katran gibi yavaş akıyor bugün. Hükümetler gibi düşüyor bu kasvet üzerime. Ama biliyormusun sokak araları sensiz de güzel olabiliyor bazen. Gümüşten işlenmiş havlu kenarları gibi uzuyorlar sen olmasan da. Zindankapı civarindayım bugün, meşagatli bir iş buralara kadar ulaşabilmek. Sana “gel” desem, biliyorum gelemezsin, ama bir düşün yine de istersen.Her yer … Continue reading Eski bişii