317.

Derb eden benim size ne! Rutubetli bir akşamın izlerinde, Gece gelmek üzere. Sahil yolu kalabalığı. Dudağımda cigaralık. Söz vermiştim oysa. Ne tövbeler çıktı ağzımdan Ne de babannem gibi ‘tövbe tövbe’ler. Tutamadığı sözleri La havle deyip de çiğneyenlerdenim ben. Ne sizler gibi inanırım ne de inkar mahallesinde avarelik etmekten zevk alırım. Yol olup uzuyor önümde dünyanin bütün kadınları. Gözlerim değiyor bazılarının gözlerine. Başımı kaldırıyorum. Duman akıyor aşağıdan alnıma doğru. Ben bu gece sokakta yattım. Ağzımda cigara. Continue reading 317.

304.

işgal edilmiş benim içim.aklım çıksa da zıvanasından,o bahsi geçen güzel abiler şiire akmasa da şu son günlerde artık,ve hatta şu canım sokak kedilerine kimse komik isimler takmasa da…ben boşverdim birtanem.sen de boşver.farkında olmadan ruhuna kök salmış aklım.kül ile toz,tek ile çok.göz göre göre soluduğum hava.bir erkeğin bir kadına yazdığı manifestodur bunlar,kimileri şiir der,sen sakın öyle hafife alma.hadi ulaş bana artık,kötü bir haber almış gibi hevessiz uyuduğum yatakları gelip de yakmanı bekliyorum. Continue reading 304.

Baba

Ne ahir zaman külhanları ne de deve tüyünden yapılmış fesler. Sıçan deliğinden zifir olur geceleri. Velasıl bu zifire tutkun İstanbul’un salaş kokan keşleri. Mezar yanlarında çok eskiden beri ot çekerlermiş. Yarı uyuklar vaziyette… Göbeklerinin üzerinde duran şişenin adı, ‘Hususi Alâ Rakı’. Çesm-i bülbül bu şehr-i saadet, lakin mutlu eder sebepsiz olsa da insanı. İçen bilmez ne dolaplar dönmekte, e kafalar duman, içmeyenlerse hiç çıkaramamışlardır tadını.  Üç katlı ahşap evden gelen tambur sesleri, içinde ziftlendiğimiz meyhaneye akar. Sefa getirdiniz der mekanın sahibi. Baba ile içmek ayrı bir keyiftir, bunu ancak beni gibi adamlar anlar. Continue reading Baba