Evim, Kedim ve Ondan Gelen Mesaja Dair

Senelerdir degismedi kedim Lucy’nin beni kapida gordugu o ilk anda verdigi tepki, Kisa bir miyav ile kus sesi arasi bir sesle yemek masasinin ustune cikip o beyaz gobegini bana sunarak ” hadi sev” der gibi sirt ustu yuzume bakip, gozlerini yavasca acip kapamasi. Kapiyi acar acmaz yine yattigi yerden firlayip yemek masasinin uzerindeki yerini almisti bile, onu opmem lazimdi, bu bizim aramizdaki bir gelenekdi o bana gobegini sunuyor, sev beni diyor bende elimi onun sicak gobeginde gezdirirken onu iki kulaginin arasindan opuyorum. Cok basit ama ikimiz icinde cok etkili bir sevgi gosterme yoluydu, kedimle ben birbirimizin sevgi lisanini cozmus, fazla bir beklenti olmadan yan yana mutlu bir sekilde yasamayi ogrenmistik. Arada bir ben film izlerken kucagima cikar, bir iki dakika boyunca kendine yer ayarlamaya calisir, sonra bakar ki kucagimda rahat edemiyecek,doner kendi yatagina orda uyur. Hayatimdaydi ve beni seviyordu, beni sevdigini belli ediyordu.

Biriyle sabaha kadar sevismek isteyip de o birisini bulamamaktan daha kasvetli bir duygudur konusmak isteyipde konusacak birini bulamamak. Bu cok basit bir gercektir ama nedense basimiza gelmeden hic birimiz anlayamayiz bunu. Tek basinalik ile yalnizlik arasindaki farkda bu baglamda ortaya cikar zaten. Yalnizligimiz kismi bir secimdir, bizi bu secimi yapmaya iten sebeler sonucunda dogan, ote yandan, tek basinalik ise bir secim degil bir mecburiyettir. Yaninizda veya etrafinzda sizden baska bir insanin olmamasi demektir, isledigi suc dolayisi ile hucre cezasi almis bir insan , tek basinaliga mahkum edilmistir, ben ve benim gibiler ise ,hepimizin bildigi siradan yalnizlarizdir.

Ama yalnizliginda kurallari vardir. Herkese yakismaz yalnizlik, tipki aglamak gibi, bazi insanin ustunde bol gelir sarkar, bazilarimizi ise sikar,disaridan izleyenleri daraltir. En iyi yalnizlik belli edilmeyen, simarmadan yasanan yalnizliktir,size gereken olcude beslenmeniz icin ihtiyaciniz olan huznu verir. Ben yalnizligi nasil yasiyorum bilmiyorum, disaridan insanlar beni nasil gorup irdeliyorlar hic bir fikrim yok. Kendimi anlamaya calistigimda tek gorunen benim hayatimin tek kisilik olmamasi gerektigi.

Birinin cikip elleriyle benim ruhuma dokunmasi gercegini coktan kabbullendim, ama o herhangi biri degil o olmaliydi, paylasmak sadece onunla guzel olabilir, aslinda ici cok cabuk bosalabilecek bir kavram olmasina ragmen , eger bir omur yetmesini istiyorsam onunla paylasmaliydim.Kahve icin su koyup ocagin ustune yine bir sigara yaktim, elimde sigaram, dagilmis kitaplari duzeltiyor bir yandan da ne dinlesem acaba diye dusunuyordum. Sigaramin kulu yere dusmek uzereyken son bir hamleyle onu sehpanin uzerinde duran kul tablasini icine birakabilmis ardinda elimdeki kitaplari bulunmalari gereken yerlere sokmustum.Kul tablasini elime alip calisma masama oturdum. Ne dinleyecegime karar vermistim bile, disarida yeni baslayan yagmurla gidebilicek en guzel muziklerden birini dinleyip kahve icecektim. Keyifli bir ogleden sonra saat ikiydi benim icin. Muzigin sesini biraz kistim.Mendelssohn’un keman koncertosuydu, fazla bagirtmadan sakin sakin dinlenilmesi gerekir boyle bir muzigin. Kulaklarim muzige , gozlerim acaba ev de bir daginiklik varmi gibi salona aklim ise hala o na takili bir sekilde kalktim masadan. Buzdolabina gidip gecen hafta yapip buzluga koydugum kofteleri cikarttim disari, anca cozulurlerdi 3 saatte, dolaba baktim, domates , salatalik, biber ve sogan olduguna emin olmak icin, acilmamis yogurdumunda oldugunun farkina varip ayri bir sevindim. Disari cikmam gerekmeyecekti. Bu aksam da oyle diger aksamlarda oldugu gibi evde takilip filim di kitapdi geciririm diye dusundum. Su kaynamamisdi henuz, yatak odama gidip oranin da durumuna baktim , yerde duran bir iki kirli camasiri kirli sepetine koyup zaten hic dokunulmayan yatagima yine dokunmadan ciktim odadan. Elimde seyredebilecegim bir cok film vardi, ama ben daha film secme asamasina gelmek istemiyordum. Bir turlu bitiremedigim resmin karsisina gecip niye bitiremedigimi dusundum biraz.Ocaga koydugum su kaynamaya baslamisti, fincanin icine once sut ile sekeri koyduktan sonra iki kasik kahve ve sicak su ekleyip icmek icin heyecanlandigim kahvemi elime alip yine calisma masama oturdum. Tam o sirada geldi bekledigim o mesaj– ”Mutfagida dami temizlemissin sen yaa? Cok tesekkur ederim”.
Aslinda tavuk suyuna corba yapmayida dusundugumu yazsamiydim acaba? Onun yerine –”Rica ederim, bana da vakit gecirmek oldu iste” diye yazdim. Onemli olan benim ya da onun ne yazdigi degil ,birseyler yaziyor olmamizdi, her ne kadar sevmesemde oyle pes pese mesaj alip mesaj gondermeyi, keyif almistim bu sefer bunu onunla yapiyor olmaktan.–”Ben cok aciktim, bir seyler mi yesek acaba”? Mesajiyla , parmaklarim istemim disinda– ” ben kofte yapmistim istersen gel” diye yazmisti bile, niye yazilan mesajlar icin gonder tusuna bastikdan sonra ”eminmisiniz” sorusu gelmiyorduki. Dogrumuydu acaba boyle bir mesaj gondermis olmak,ama sahiden de bilincsizce gondermis icten ice de pisman olmustum, kalp ne hissederse dil onu soylermis ya, bu da herhalde benim aslinda gercekten yazmak istedigimdi. –”Olur gelirim valla , ama iki saat surer gelmem”! Uzun zaman sonra evime cok hoslandigim bir kadin gelecekti, yuregimde mahkeme odalari kurmama gerek birakmayacak kadar hoslandigim bir insan, sessizce yaninda oturup icimden o na methiyeler duzebilecegim bir insan. Kalbim farkli bir ritimle atiyor, o bile olan bitene aklimla birlikte ayak uydurmaya calisiyordu. Iki saatim vardi, evimi toplasam, dus mu alsam, trasmi olsam bilemedim o anda. Hepsini yapmaya karar verdim–”Olur ! sorun degil” diye mesaj atip takip eden ikinci mesajimda ise adresimi gondermistim coktan. Konusulacak konular bulmaliydim, olur a bir sessizlik olursa gereginden uzun, hemen baska bir konuya atlamam gerekebilirdi. Ustumdekileri cikarmis anadan uryan evin icinde dolaniyordum, perdelerin acik oldugunu umursamadan, o halde bir sigara yakip, salonun ortasinda duruverdim,uzaktan tezgahin uzerindeki koftelere bakiyor ayni anda da acaba ne giysem diye dusunuyordum. Esofman ve t-shirt le mi acsaydim kapiyi yoksa gomlekle kotumu mu giyseydim. Ne farkederdi ki, ortunmem yeterliydi, kosarak ama soz gelisi degil gercektende kosarak banyoya girdim. ilk defa banyoda sarki soyledigimi farkedip gulumsedim kendi kendime. Daha tam olarak yitirilmemistim, hala mutlu olabiliyordum. Huzur denilen o bulmasi zor kavram da eklenmisti kuyruk gibi icinde bulundugum ruh haline, telasim aksam disari cikmasina izin verile bir cocugunku gibi , huzurum ise sabah yatagindan kalma zorunlulugu olmayan bir insaninkine esdeger bekliyordum.Mutsuzlugunun farkina varamayan o yuzden de mutlu olan biri gibi mutluydum.Sorgulamiyor, bir anlam yuklemege calismiyor, ”ya sonra ne olacak” kaygisindan uzak bir keyifti bu. Delilik de denebilirdi bu duruma, anlamsiz seylerle anlamsizca mutlu olmak ise delilik, Ama o anlam kime ya da neye goreydi. Montaigne gibi yaklasip ”özgür bir beynin cesur cıkışlarıdır, erdem ve yürekliliğin de kapı komşusudur”, diyip, kendimi onu sevmege basladigim icin erdemli ve cesurmu gormeliydim.O nu sevmek gercekten de yurek isteyen bir eylemmiydi.Halbuki ben sadece teslimiyeti kabul etmis gibi goruyordum kendimi. Bir insani sevmenin cesaret gerektiren bir eylem olup olmadigini daha once hic dusunmemistim. Bir insani sevmek digerlerinide sevebilmek anlamini mi tasiyordu ? ilk ask da, ilk opusme gibi benzerleri ile takip edilecekmiydi. Ne kadar karisik bir duygudur aslinda bir insandan hoslanip da ona asik olma yolunda istem disi ilerlemek. O nu bir amac olarak , kapiyi acacak bir anahtar olarak gorebilmek, Kaybedilenlere duyulan o kavusma hissinin yarattigi melankoli’den bir insan sayesinde bu kadar cabuk siyrilabilmek.Ipe sapa gelemeyen binbir turlu dusunceyle bekliyordum onun gelmesini, kapi calinsa da o na ”hosgeldin” desem, buyur etsen onu evime, cay koysam, telasli ev sahibi gibi bir oraya bir buraya kosturup, onu rahat ettirmege calissam. Pencerenin onunde ,bugulanmis camin hemen arkasinda duruyordum, perdeler zaten acikti ardina kadar. Kocaman bir ”O” harfi cizdim parmagimla bugulanmis pencereme. Ne kadar cok sevdigimi animsadim bu kelimeyi.Sicagida ,soguguda ayni anda hatirlatiyordu bana, ortmedim perdeleri , karsi apartmanda yasayanlarinda gormesi icin ”O” nu.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s