Zeynep’in sorununa yaklasimim ve ayriliklar uzerine

Zeynep

Bizimle birlikte on onbes kisi daha vardi iceride, her masa bir sekilde kendi dunyasini yaratmis, hepimiz kucucuk dunyalarimizda birlikte oldugumuz insanlarla iyi ya da kotu birseyler konusuyorduk. Bir ugultu gibi geliyordu ic ice gecen konusmalar kulagima. Egitimsiz bir koro gibiydik hepimiz. Daha fazla dayanamadim bu icimi delen ugultuya – Kacta gelicek ti arkadasin ? Diye sordum. Sadece onun sesini duyabilmek icin, sesi icimde sanki bos bir oda da yankilaniyormus gibi hissedebilmek icin.

–Gelir birazdan her halde,noldu sikildinmi ki benden ?

–Tam tersine ! Ben cok iyi vakit geciriyorum. Hatta gelmese bile olur, o derece yani.

–Hahahahahahaha, ben de cok iyi vakit geciriyorum , ama gelicek maalesef.

Bir yudum aldim rakimdan,ilinmisti iyice, sag elimin uc parmagini kullanarak su bardagimdan buz almak icin elimi bardaga soktum,cikardigimda elimi, yakalamayi basardigim iki parca buzdan biri masaya dusup ortadaki mumun yanina dogru kayip durdu. Ikimizde mumun yaninda duran ve yavasca eriyen buza bakiyorduk. O ne dusunuyordu bilmiyorum ama ben o buz parcasi gibi eridigimin farkindaydim.

Gozlerini kissarak onbes yirmi metre uzaktaki kapiya dogru bakti,

iceri girenin kim oldugunu anlamaya calisiyor,eger iceri giren arkadasi Zeynep degilse bosu bosuna yerimizi belli etmek icin el sallamak istemedigi kararsiz hareketlerinden belli oluyordu. Dirsegi hafifce masadan kalkmis, sag eli masadan bir karis yukarida masaya paralel olarak bekliyor, emin oldugu anda o eli sallayacakti . Iceri girenin Zeynep oldugunu gulumseyisinden anlamistim, akabinde gelen el sallamasi da hakli oldugumu percinledi. Zeynep ise hizli adimlarla sanki iki gun once erkek arakadasindan ayrilan o degilmis gibi gulec bir ifadeyle yanimiza gelip,–Ya kusura bakmayin, anca cikabildim isten ! Diyip yanimiza oturmustu.

–”Merhaba ben Zeynep” dedi kibarca. Elimi sikmak icin elini uzattiginda.

–Cok memnun oldum ! Demistim , ama aslinda memnuniyetimin yaninda ayni zamanda da bir an kendimi yine yalniz hissetmistim. Zordur epey sevdiginiz insanin yakin arkadaslariyla tanistiginiz o an. Orada oldugunuzu belirtmek icin ya cok sosyal bir insan olmaniz gerekir ya da onlarin paylastigi ortak tarihin icin de yitip gidersiniz. Bu durum o kadar bellidir ki disaridan, beraber oldugunuz insan,sik sik yaniniza gelip- iyimisin canim?–Sikilmadin dimi? Gibi sizi rahatlatmaya calisan sorular sorar. En feciside birlikte oldugunuz insanin arkadaslarinin agzinizdan laf almak amciyla sordugu – Eee, sen neler napiyorsun ? Sorusudur. Ki Verilecek cevap cok kisa olursa , yine o arkadaslar , hoslandiginiz kisiye ertesi gun telefonda– Yaa, ne bileyim, tatli cocuk ama,ben pek uyduramadim sizi birbirinize yaa, sana daha konuskan hayat dolu birisi lazim. Diyebilirler. Eger cok konusur ve her konuya , sizi hicmi hic ilgilendirmese bile dalarsaniz, bu seferde, ya simarik yaftasini ya da kendisini ispatlamaya calisan kisi etiketini yersiniz. Ben bunun bilincindeydim, onun icin simdilik sadece konusulanlari dinliyor fazla araya girmek istemiyordum, bir soru soruldugunda ise ne cok kisa ne de cok uzun bir cevap verecektim, bunun yaninda kurdugum cumlelerin icine Zeynep’in kullandigi cumleleri serpistirip ikisinin tartistiklari konuyu cok iyi dinledigimi belli edecektim.En azindan planim buydu.

–”Eee, neler oluyor kuzum”? Diye soruldugunda, Zeynep olmasi gerekenden fazla bir olgunlukla—Ya hep bildigin seyler aslinda, kucuk kucuk seylerdi ama bir araya gelince buyuk bir probleme donustuler zamanla.–”Bugune kadar niye bisey yapmadin?” sorusu uzerine ise Zeynep ayni olgunlukla,– Cok seviyordum ben bu adami, aslinda hala cok seviyorum ya, ama ayni sayfasinda olamadik bir turlu hayatin,benim yaptiklarimi hic begenmedi,bir sorunu oldugunda hic benden yardim istemedi,amacim ona tavsiye vermek degildi hic de oyle olmadi ama, kazara verdigim tavsiyeleri bile hic dinlemedi.Ayrilmamiz gerekiyordu bes belli ki, ayrildik.

Ayriliklar zordur, hem de cok zor, kemirir icini insanin, uzun sure atilamaz bogaziniza coken o yumru, sebepsiz yere bir sarki dinlerken bile aglayabilirsiniz, ama su an konusulan konu cok da cozumlenemeyecek bir problem olarak gorunmuyordu, en azindan su ana kadar dinlediklerimden ben oyle algilamistim, bir iliskide affedilemeyecek iki unsur vardir benim kanimca, siddet ve aldatma, ama dinlediklerime gore aslinda bahsedilen adam kotu bir adam degil sadece gerektiginde kendi fikirlerinden odun vermesini bilmeyen bir insandi. Bu da benim gozumde bu adama caktirmadan yaptiginin yanlis oldugunun ogretilebilecegi ve bu ilskinin kurtarilabilecegi anlamina geliyordu.Aski egolarimizin esiri olmadan yasamak gerekiyordu. Efsanede oyle diyordu zaten. Tabii olayin bir de Zeynep tarafi vardi goz ardi edilmemesi gereken, ben butun dikkatimle konusulanlari dinliyor,biraz da olsa adami gozumde sekillendirebiliyordum ama olanlari bir de ikinci sahistan dinlemek gerekiyordu saglikli bir sonuca varmadan once.

–Ee bitti mi simdi kesin? Sorusuyla Zeynep’in gozune bembeyaz bir perde inmisti bile,”bitti” demek istemedigi sorulan soruya cevabi uzun bir sure veremediginden belli oluyordu. Farkinda olmadan onumde ki kadehten bir yudum raki aldi, hic birsey demedim.

–Bilmiyorum! Gercekten bilmiyorum. Onu sende taniyosun,cok iyi bir insan, cok comert,cok yardimsever, ama gercekten bilmiyorum.

Zeynep’in neyi bilmedigini gercekten anlayamamistim ! Adam iyi, comert, yardimsever… daha ne isteniyordu ki bir erkekten, son dort yilda biseyler mi degismisti, en elzem olan uc ozellik de bu adamda toplanmisti, ama Zeynep hala birseyleri bilmiyordu. Nerdeyse bu benim sorunummus gibi buyuk bir dikkat ve ictenlikle dinliyordum kucuk masamizda tartisilan buyuk sorunu.

–Sen ne dusunuyosun diye bana fikrimi sordugunda elleri omuzumu tutmus, belli ki benide ” bu simdi ikmizinde problemi, yardim et bana lutfen” der gibi iceri cekmek istiyor, ya da gercekten arkadasina yardim amacli fikrimi almak istiyordu.

–Konusmanin baslarinda Zeynep ”ama ayni sayfasinda olamadik bir turlu hayatin,benim yaptiklarimi hic begenmedi,bir sorunu oldugunda hic benden yardim istemedi, demisti, dedim ve devam ettim –Verdigin betimleme gercekten de cok guzel di bu betimlemeden cikarilacak bir sonucta hayatin aslin da bir kitap oldugudur kanimca, haklimiyim ? Diye sordum. Ikiside ayni anda – Evet demisti, devam ettim.– Eger bir insanla yasadigimiz hayat bir kitapsa sizce ayni sayfada olmak mi onemli yoksa ayni kitabin icin de olmakmi. Madem kitaptan actik konuyu, oyleyse soyle devam edeyim, Sen ve erkek arkadasin oturup bir kitab yazmaya basladiniz, ve yine anlatiklariniza gore erkek arkadasin iyi,comert ve yardimsever bir insan, ya da baska bir tabirle iyi bir yazar. Sende anladigim kadari ile ayni ozellikler e sahipsin. O zaman kitabin genel gidisine bakmamiz daha dogru olmazmi? O bolum nasil olmus, bu sayfa nasil yazilmistan cok genelde hikaye nasil gidiyor ne kadar surukleyici ona kara vermek lazim bence. Burada sorulmasi gereken soru , Sen onun yanindayken kendini guven de hissediyormusun?–”Evet” demisti sesi titreyerek, devam ettim—”Eger sana bir sey olursa sorgusuz sualsiz onun senin yaninda olacagina eminmisin”?, yine ”evet” demisti sesi bu sefer bir oncekinde de fazla titreyerek.O zaman mucadele etmen lazim, dedim ve ekledim, tabii bu soylediklerimin hepsi bu masada duyduklarim dogrultusunda sekillendi, en dogru karari yine de sen vereceksin. Zaten ben ikili iliskilerde pek tecrube sahibi degilimdir.

Soylediklerim ne kadar mantikliydi bilmiyorum,ama buyuk bir ictenlikle vermistim bana sorulan soruya cevabimi, konuya fazlasiyla kurgusal olan yaklasimimda ise icitigim rakinin ve o nun yanimda olusunun etkisi goz ardi edilemeyecek kadar buyuktu ama.

–Yani diyorsun ki henuz vakti degil ? Bunu soran Zeynep’di. Taristisilan konuya benim cevaplarimla bir yon veriliyor olmasindan biraz rahatsizlik duymustum,tanimadigim insanlarin hayatlarini etkileyecek konularda benim dediklerim dogrultusunda karar alabilme ihitmali bildigin esek yuku kadar agir, bir o kadar da gereksizdi, ben kendisi icin bile akilci bir cozum olusturamayan bir adamdim,nasil baskalarina hem de tamamiyla yabanci birine yardim edebilirdimki.–”Hayir kesinlikle oyle bir sey demedim, sadece iyi dusun ve en dogru karar kendi verecegin karardir” .Dedim.– ”Hayat senin hayatin, bizler sadece soruldugunda cevap verebiliriz, tutkularimizi en iyi tek basimizayken anlayabiliriz fakat o tutkulari hic bir zaman paylasmak isyemeyiz” Diyerek bitirdim cumlemi.

Hep boyle olmazmiydi zaten. Tutkularimizi, asklarimizin inisli cikisli zamanlarinda , tek basimizayken idrak edebildigimiz sekilde sevdigimiz insana aciklamak istedigimizde aslinda icimize gommezmiyiz.

Ben bunlari dusunurken masaya uc kadeh raki daha gelmis, Zeynep vakit kaybetmeden kendi onune birakilan rakidan ilk yudumunu almisti bile.Agir bir hava yaratilmisti tarafimdan istem disi olarak, sonbahar nedeniyle bos bir panayir yeri gibi sessizdi kucuk masamiz.Ortamin kulle yogrulmus havasini biraz acmak icin– ”Hadi hosgeldiniz” dedim. Yine hep bir agizdan sanki daha once prova etmisler gibi –”Sen de hosgeldin”, dediler. Bir birinden farkli bir cok sehirde yarim yamalak yasadigim geceleri genelde tek basima olarak sabaha eklemistim bir cok kez, ama bu gece boyle olmamaliydi. Sabah o nun yaninda uyanmak degil demek istedigim, ama yarin olunca arayabilecegim bir insanin olmasi daha cok. Aksamin sorgulamasini yapabilecegim biri. O nun o guzel yuzu, bulutlu bir havada masmavi parlamakta, ben ise o mavi’yi bencilce bir inatla bir omur kendim icin saklamak derdindeydim. Paylasmanin onemi gozumde degerini coktan yitirmis, ben tam su anda gece ye ufleyip onu daha fazla paylasmadan bu havasi agir, kokusu iten aksami sonlandirma noktasina gelmistim.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s