O, Ben, elele… Ve Ilk opusme…

–Gelmez o bence , bekleme bosuna”, cumlesiyle hemen arkama donmus onun o guzel yuzunu, gulen gozlerini gormustum. Yanibasimdaydi, yanimdaydi, her yonden o nu icime cekiyordum, kuzeyi, batisi kalmamisti bu isin artik.–”hep oyle olur ama bu sefer geldi” dedim. – e o zaman birakma o nu, sahiplen.

Yurumege basladik yan yana yeniden, ikimizinde hic bir fikri yoktu nereye gittigimizden,sadece yuruyorduk. Gununun nasil gectigini sordum, o da , ”eh iste” dedi. Ama akabinde basladi anlatmaya –” ya ben galiba mutlu degilim bulundugum yerden ve yaptigim isten, bi tur tatminsizlik var ama nedense bunu bir turlu kafamda sekillendiremiyorum. Bir seyler beni cok ama cok rahatsiz ediyor. Sanki hep ben kovalamak zorundaymisim gibi bir his bu, anladinmi yoksa cok mu imali oldu?

–Anladim, hemde cok iyi anladim sen kacmaya calistikca da dipten gelenler seni iki ayagindan dibe dogru da ceker, en azindan bende etkisi boyle oluyor. Sonra bi bakarsin yine camur ile kapli dibe vurmussun, aslinda o kadar da kotu degildir hic birsey ama sen evrenin tam ortasinda yitirilmis bir uvey evlat gibi bir pic gibi hissedersin kendini.Evet galiba anladim ne demek istedigini.

Durdu aniden icinden gecmekte oldugumuz bir ara sokagin tam ortasinda, yuzlerimiz o kadar yakindiki birbirine nefesini dudaklarimda hissedebiliyordum. Gozlerini hic ayirmadan bakiyordu gozlerime iki eliyle iki elimi tutarken. Nefes alamiyordum. Zaman gorev yerini terketmisti bizim icin bir iki dakika once, ellerimi asagi cekti uzatirken o guzel dudaklarini degdirmek icin dudaklarima. Bir seyler akmisti ondan bana benden ona. Ellerimi kurtardim ellrinden, avuclarima aldim o kucuk yuzunu, bu sefer de ben o nu optum, daha once hic bir kadini opmedigim gibi. Nefes almadan bana bakiyordu. Benimse nefesim yerine gelmis, hatta avaz avaz bagirmak istiyordum. Gulmeye basladi ansizin, anlam vermemistim niye guldugune, ilk opusmeden sonra gulunmesi ne kadar ruh oksayan bir sey olabilirdiki

.–Ya kusura bakma ne olur ama yanina baksana bi

Basimi saga cevirdim hemen ayaklarimin dibinde bir sokak kopegi oturmus bizi seyrediyordu, sanki olan bitenin farkindaymis gibi bir yuz ifadesiyle. Gulusumle o na eslik ettim. Yurumege basladik yeniden ama bu sefer el ele. O an nasil anlatilabilrdi ki, zafer desem zafer degil, mutluluk desem cok otesinde, emeklerimin karsiligi ise hic olmaz. Ilk yalniz kalisimda bunu bir sekilde tanimlamaliydim kendime diye dusundum.

–Tavla oynayalimmi ? –Olur, ama yenerim ben. Hemde pis yenerim, sona mizima ”yok zar tuttun filan” diye cavap vermistim yuzumde hala o ilk opusun ilikligi ile

–biz hele bi oynayalim da mizima kisminin nasil olacagini sen bana gosterirsin ben senin eline verdikten sonra”

El ele yuruyorduk, ikimizde farkindaydik nereye ulasmak istedigimizin. En guzeli ama cok ufak da olsa bir hedef icin yan yana el ele yuruyor olmamizdi. Tuttugum elini birakmadan ikimizin elinide montumun cebine soktum. Hava sogukdu. Ususun istemedim elleri.

–eee ? Dedi

o kadar dolmustum ki son dort yildir, hic cekinmedim, pesi sira koyverdim cumleleri teker teker ne hissettigime dair.

–Zor bir dort sene gecirdim ben, zorluk ise paradan ya da saglikdan kaynaklanmiyordu, daha cok ait olamama hissi ile karisik tek basinalik. Her gecen gun biraz daha sarildim o guzel yalnizligima, onceleri cok guzeldi, kendi gonlumun sultaniydim,ozgurdum, vurdumduymazdim, onunla bununla dusup kalkiyordum. Ama zamanla bu yalnizlik duygusuna olmasi gereknden fazla baglandigimi farkedip kendimi kurtarmaya calistim. Olmadi ama. Dedim ya ben debelendikce o beni dibe cekiyor beni camura daha da cok sapliyordu.Aklimda cozum uretmege calisiyordum kendimce. Tek bildigim ise yalniz oldugum ama artik olmak istemedigim di. Bir arayisim yoktu gerci, biri olsaydi, tipki su anda oldugu gibi yeterdi bana, birisine anlatabilmek di butun derdim icimden gecenleri. Utangac bir insan degilim aslinda, ama kasitli saklarim kendimi kendime. Su an da onun cabasini sergileyen bir adamla konusuyorsun sen iste. Kendisini o koruyucu zarin icinden kurtarmaya calisan bi adam

–off ! Desene pek de farkli sayilmayiz aslinda. Bulustuk tamda yolun ortasinda hic de beklemedigimiz bir anda, ne ben , ne de sen buna rasyonel bir anlam yukleyebilir. Olmasi gerekendi bu , kuraldi, evrenin yazdigi. Simdi el ele yuruyoruz. Suprizler cok guzel gercektende, hele boylesi olunca hersey daha bir berrrak oluyor hemencecik. Belli ki up uzun bi sure gorecegiz biz birbirimizi. Ne dersin ?

–Cok uzun zamandir bulmayi isteyip de bu nu soyleyebilcek birini, en sonunda buldum galiba derim.

Parmaklarimiz kenetlenmis bir sekilde yuruyorduk, O isaret parmagi ile elimin ustune kucuk daireler ciziyor, cizdigi her daire bana bugulanmis camima cizdigim ”o” harfini hatirlatiyordu.

Evren sonunda ikimiz icinde ikiye bolunmustu, tipki efsanede oldugu gibi, yer ile gok, gece ile gunduz, kadin ile erkek ayrilmisti birbirlerinden, birbirlerini tekrar bulabilmek icin.

Herseyin tek oldugu bir evrendi daha once icinde yasadigim, beni cevreleyenlerin bilincine varamadan yasiyordum sirf duzen boyle diyerek ve inkar ederek aslinda duzenin boyle olmadigini. Bolunmesi ile herseyin iki esit parcaya, ugrunda mucadele edecegim seylerin farkina varmis, aslinda obur yanimi bulabilmek ve onun icin savasabilmek icin var oldugumu anlamistim.

Bir kadinin beni tamamladigini cekinmeden dusunebilmenin keyfini yasiyordum onunla her konusmamizda. Evrenin ikiye boldugu iki insandik, tipki digerleri gibi, ve cikilmasi en zor olan o zirveye, birlikte, birbirimizi tamamlayarak cikmaya baslayip, uyum denilen ve hayatimizda ki bircok seyi dengeleyen duyguyu icimize cekmekteydik. Yolun basiydi daha halbuki.

Asik olmak, bir insani sevmek isin kolay ve zahmetsiz tarafiydi. Var olan aski oldurmeden yasatabilmekti esas sorun olan, yenilgilerimiz hep burada basliyordu biz kabul etmesekde. Asklar da elbette azalirlar, ama hic bir zaman tamamen kaybolmazlar. Eger bir insana gercekten teslim olmussaniz, bir gun o azalan ask yeniden gosterir kendini. Olur olmaz durumlarda, asik oldugunuz insan dusuverince akliniza, ya da hic beklemediginiz anda ona sarilmak istediginizde, hic bir sebep yokken o na o nu sevdiginizi soylediginizde, iste aslinda siz o hep bittigi sanilan ama biryerlerde kullenmis olsada bekleyen aski yeniden canlandirirsiniz.

Benim askim henuz yeni baslamisti ve en tepe noktasina dogru acemice tirmaniyordu . Tek istegim o nu orada mumkun oldugunca uzun tutabilmek ve bir gun azalsada, o askin o nu tanidigim ilk gunden beri hep bende oldugunu o na inandirmakti. Evrenin her seyi ayirmasinin sebebi de buydu zaten, ayrilalim ki buldugumuzda birbirimizi , birbirimizi tamamlayabilmenin mutlulugunu yasayabilelim.

Buyuk bir plandi bu,varolusun tarihinden beri olan, milyarlarca kez yasanmis yine milyarlaca kez yasanacak bir geri donusum projesiydi merkezinde ask ile uyum olan. O akil almaz uyum herseyin yerli yerinde olmasini sagliyor, biz gormemezlikten gelsekte, inanmasakta, inat edip inkar etsekde, o uyum umidini hic kaybetmeden evrensel bir bilinci sadece biz mutlu olalim diye onumuze getiriyordu. Oyleyse neden inat ediyorduk, bize karsiliksiz sunulan bu hediyeyi kabul etmemekte. Birisini karsiliksiz sevebilmek yuku en hafif ama huzuru en bol olan sevgi sekliyse, bir cogumuz neden hala bunun olabilecegi gercegini gormemezlikten geliyorduk.

Sonbaharin en sarisini en guzelini yasiyordum bu sene. Gunes yaz ergeni sicakligini, asker kacagi kis ilikligina birakmis, film aralarinda yasanilan o kisa zamani yasatiyordu bana, ara bitmeden bi kahve yapayim ben dedirtiyordu sanki. Bense bu sefer kahve yapmamis , asik olmustum bir kadina o kisa gecen sari sonbaharda. Doga bitisini sari soguk renkleri ile ilan ederken bense ciglik cigliga, daha yeni basladik diyordum.

Dort-bir yeniliyordum tavlada, sevimli gorunmek degildi yenilmemin sebebi, ben gercekten yeniliyordum. Attigi zarlarin iyi olmasinin yaninda bir de gercekten iyi oynuyordu bu oyunu, her kirdiginda pulumu ” al bakalim kocum bunu da eline ! Aferim sana” diyordu. Aklim onda degil , butun yogunlugumu oyuna vermis durumdaydim. Yenilebilirdim, cok anormal degildi birisine yenilmem, ama dort-bir yeniliyor olmam biraz agrima gitmisti acikcasi. Topu topu bir tavla degil oynadigimiz, butun cocuklugumun ve gencligimin hemen hemen her gunune islenmis bir kavramdi. Bir bakima hayatimla ozlestirmistim ben bu oyunu, kendi sansimi yaratip kendi secimlerim sayesinde ya zafer le ayriliyordum masadan , ya da veriyolardi elime.

–Babam ogretti oglum bu oyunu bana, dedi, hafiften boburlenerek.

Hem hosuma gitmisti disime gore bir rakip bulmus olmak, hemde icerlemistim biraz dort-bir lik sonuca.

–Valla kim ogretti bilmiyorum ama, iyi ogretmis ogreten”. Pek onemsenmeyen emekli ya da esnaf oyunu diye bilinsede, aslinda sans faktorunun zeka ile cok iyi harman oldugu, el cabuklugu isteyen bir oyundur tavla. Eger uzun zamandir oynuyorsaniz bu oyunu, bilmeyen biriyle oynamak gercektende oyunu bir cesit, kan ceken, ic kurutan iskence ye cevirir. Rakip oyuncu saymaya basladiginda sizinde omrunuz kisalirmis gibi hissedersiniz, atilan zara ve oyunun durumuna cok aykiri bir manevra yapildiginda ise masayi birakip gitmek istersiniz cogu zaman.Ama en feciside durum boyleyken ve rakip anlattigim gibiyken yeniliyor olmanizdir. Agriniza gider, tipki cogu seyin gercek hayatta agriniza gitmesi gibi. Fakat benim rakibim boyle bir rakip degildi, saymiyor, dusunmuyor nasil oynamasi gerektigini, sanki tamda ayni oyunu benimle bir saat once oynamis gibi kendinden cok emin bir sekilde ustaca sergiliyordu hareketlerini. Bense hala ” dur sunu vurayimda, o iceri girene kadar ben zaten toplamaya baslarim” modundaydim.

Zaman kavraminin cok zarif bir sekilde stilize edilmesinden dogmustur tavla, belki de budur bu oyunu cok sevmemin nedeni, 15 beyaz 15 siyah pul, geceleri ve gunduzleri temsil ederken, karsilikli 12 bolum ise aylara bu bolumlerin toplami olan 24 ise bir gunde olan saat sayisina oykunur. Aslinda cok basittir dir ,kim daha çok düsünüyor,kim daha iyi biliyor, kim daha ileriyi görüyorsa ve birazda sans ile oyunu kazanir.

Tipki hayatin kendisi gibi.

Bes- bir yenilmistim. Yuzum asikti biraz, kimse zevk almaz yenilmekten, ama icden icede gurur duymustum , bu ilk gurur duyusumdu onunla. Biliyordum daha bir cok kez onunla gururlanacak ve ondan cok sey ogrenecektim,

–Hadi bakalim sampiyon! Al sunu kotugunun altina da bi resmini cekeyim soyle” dediginde sesi nasilda mutluydu, bu mutlulugun sebebi sadece beni yenmesi degil, bu oyunu benimle keyif alarak oynamasindan kaynaklandigi cok belli oluyordu. Bir cok seyi bir cok kez yapacaktik birlikte, buna bir de tavla eklenmisti . Ikimizinde cok sevdigi bir oyun, zaten oyun olan haytalarimizi daha katlanilir hale getirecekti ilerde.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s