SANAL ORTAMDA BULDUĞUNUZ KIZI BİR ÖNCEKİ KIZ ARKAŞINIZLA KIYASLAMAYIN. BOK OLUYOR HERŞEY.

Zordur beklentilerinizle bulduğunuzun örtüşmesi internetten bir insanla tanişmaya karar verdiğinizde. Her iki tarafta en iyi yönlerini gosterir hiç tanımadikları bir insana, “tamda profilimdeki gibiyim” demek istercesine zorlarlar kendilerini kibar, eğitimli, demokrat olarak lanse edebilmek için. Taraflar, çoktan, yazışarak birbirlerini tanımak isteklerini ilan etmişlerdir zaten, geriye sadece birbirlerini görmek ve bedenlerini sohbetlerine uydurmaya calışmak kalmıştir, “bak seni gördüm ama fiziğin onemli değil mühim olan dediklerin” i kanıtlamaya calışırlar titrek ve çekinerek yakın durmaya gayret ederken.
Benim ilk buluşmam da böyle olacakti bilinciyle gittim buluşacağimiz bara. Hava güzel mi güzel, insanalar cıvıl cıvıl.
Ama hic kûçümsenemeyecek bir sorun vardi. Sorun saçimdi. Buluşma vaktinden 2 saat önce saçımı kestirmeye gitmiştim. Amacım olabildiğince iyi gözükmekti buluşacagim insana karsi. Fakat uzun zamandir doğru dürüst uyuyamadığımdan olsa gerek uyuya kalmıstım berber sandalyesinde. Saçımı kesen kız hafifce omuzuma dokunup bittigini soylediginde saçımin 14. yüzyil papazlarina benzedigini farketmis ama çaresizce olan oldu deyip ayrilmiştim ordan.

Ismarladigim bira gelmisti, bir yudum aldim, sigara yaktim bir tane. Barın bahcesine giren her kıza bakiyor, acaba bu o mu diye düsünüyordum. Çift olarak girenleri elediğimden, zaten geriye pek de birsey kalmiyordu. Ne çok insan varmis sevgili olan ya diye iç gecirdim. Cok mu onemli birseydi ki sevgili olmak, yalniz olunca olmuyormuydu da herkes el ele, diz dize oturuyordu. Acikcasi bir sap benmiydim bu sehirde. Sehiri bilmiyorum ama arkadas gurubumda oyleydim, kapi gibi bir bekardim ben, arada bir birileriyle cikiyor, ama ya ben, onun sapi bunun kökü diyor ayriliyordum, ya da hatun kisi tarafindan terkeliyordum.
Bulusmak üzere oldugum kiz, profilinden anladigim kadariyla akli basinda bir insana benziyordu. Guzeldi de, en azindan resimlerden guzel oldugu anlasiliyordu. Okudugu kitaplar, sevdigi filmler, dinledigi muzikler, benim tarafimdan da sıklıkla tercih edilenlerdi. Her sey ayniysa, ben bir bakima kendimle mi cikmis olacaktim diye düşündüm. E nasil keyif alinabilirdi ki herseyi benimle ayni olan bir insanla birlikte olmak.
Ben buna kafa yorarken, güleç yüzuyle geldi yanima, -Tolga ? Diye soru vurgusuyla ismimi soyledi, – Evet dedim ayni gulec ifadeyle.
-Cok memmum oldum tanistigimiza, deyip ekledi,- ne kadar guzel bir gun degil mi ? Diye.
Gercekten de mukemmel bir gundu. Hani Orhan Veli’nin “öyle bir zamanda gel ki; vazgeçmek mümkün olmasın.” cumlesinde ki “zaman” gibi bir havaydi.
Ne icmek istedigini sordum olabildigince kibar bir sekilde. – Seninkinin aynisindan, dedi hic düsünmeden.
Yanimizdan gecmekte olan garson’a bir tane daha istegimi soyledim.
Resimlerinden cok daha guzeldi ve yüzün de devamli vuku bulan sicak bir gulumsemeyle konusuyordu. Belli ki kendisiyle barisik , genelin de mutlu bir insandi. Kendinden bahsediyor, bana nereli oldugunu, bu sehre nasil geldigini, ne is yaptigini anlatiyordu. Bense gözlerine dalmis gitmis bir vaziyette aslinda onu dinlemiyor sadece boş boş bakiyordum.
Uzun bir sure konustu. Uzun bir sure sozunu kesmeden dinledim. Bittirdigin de konusmasini, – eee sen neler yapiyorsun ? Devam sorusunu sorarak sirayi bana verdi. Ona Türk oldugumu ama cok uzun suredir burda yasadigimi, iki arada bir derede kalmis bir ruh oldugumu anlattim. Yapmayi sevdigim seylerden bahsettim, sevmedigim seyleri anlatmadim ama. Istanbul’a iki sene once gittigini soyledi, cok begendigini, tekrar gitmek istedigini soyledi, -ben bu yaz gidecegim, karşi cümlesiyle kiskandirdim onu.
Cok guzel bir kadindı gercekten de, 28-29 yaslarinda ki benden 13-14 yas genc olmasina ragmen bana o yas farkini hissettimemisti konusmalarindan. Konusmayi iyi biliyor, iyi de dinliyordu, dinledigi, sordugu akillica sorulardan belli oluyordu. Bu kiz ben akilliyim der gibi bakiyordu yuzume.
Buraya kadar hersey ne kadar guzel degil mi ? Harika bir gun, mukemmel bir kadin la birlikteyim. Ve bu kadin benimle olmaktan cok keyif aldigini belli eden bir kadin, yaptigim şakalara ictenlikle guluyor, dedigim seylerle ilgilendigini belli ediyordu.
Ama aslinda hic bir sey görundugu kadar mukemmel degil. Tabiiki de bu benden kaynaklaniyor, baska bir erkek o an icin benim yerim de olmayi eminim cok isterdi. Ama ben nedense bir an once bitsede kalksak modundaydim. Bunu o guzel insana belli etmemek icin yogun bir caba sarfediyordum ve bunda da gayet basariliydim. Yabancilaşip yalnizlaşan sehir insanlarinin son umudu internet’ten ruh ikizi bulma stratejisi benim icin pek kullanisli degildi acikcasi. Daha once de denemistim, olmamisti. Ama iki tane cok iyi arkadas kazanmistim.
Ama amacim arkadas edinmek degil di benim. Zaten arkadasim vardi. Hem de dost diyebilecegim kadar iyi arkadaslardi bu bahsettigim insanlar.
Peki sorun neydi?
Aciklamaya calisayim, ne kadar anlasilabilir olacak bilmiyorum ama soyle bir sey….
Amerika’ya 20 yaslarinda gelmis biriyim ben, yaklasik 20 yildir burada yasiyorum. Arkadaslarim , sosyal cevrem Amerika’lilardan olusmakta. Pek Turk arkadasim yok kisacasi. Sakin yanlis anlamayin Turk’leri sevmememden kaynaklanmiyor bu, sedece pek Turk yok yasadigim sehirde, sorun bu. Durum boyle olunca haliyle gecen sene ye kadar beraber oldugum kadinlarda hep burada dogup buyuyen insanlardi. Bunda da garip bi taraf yok. Taaki gecen sene bir Turk kiziyla tanisana kadar.
Hemen bir aciklama getirme ihtiyaci duyuyorum ama…
Ne Turk’leri Amerika’lilardan ustun tutuyorum, ne de Amerika’lilari Turk’lerden.Her ulke insanin guzel yonleri oldugu gibi, kotu yonleri de muhakkak var.
Fakat birkac mesele varki, siz ne kadar uzun suredir yurt disinda yasarsiniz yasayin, pesinizi birakmiyor. Muzik, raki ve ayni seye ayni anda gulebilmek.
Ben bu kavramlari harika bir sekilde unutmustum ve halimden de cok memnundum. 18 sene boyunca, yasadigim ulkeye cok iyi adapte olmus lisanlarini ogrenmistim. Ben de onlar gibiydim artik, sosyal olaylara verdigim tepkiler onlarin ki gibiydi, onlarla ayni seylere guluyor, ayni seylere uzuluyordum.
Taa ki , bir bucuk sene once bir Turk kiziyla tanisana kadar.
Ne olduysa o hatun kisiden sonra oldu zaten. Bana cok uzun zaman once unuttugum kültüru, muzigi, espiri anlayisini yeniden hatirlatti o guzel insan. Beni Can Gox ile Yigit Özgür Ile, Issiz Adam’la tanistirdi. Kisacasi ben o insanla ilk defa ayni kulturden olmanin doyumsuz keyfini yasadim.
E simdi durum boyle olunca, ben bu unuttugum cok guzel seylerden, bu guzel seyleri hic tatmamis bir kadinla nasil birlikte keyif alma hazzini duyabilirdim ki. Siz ne kadar ona da ogretirsin deseniz de , bazi detaylar var ki ogretilmesi cok zor hatta imkansizdir. Hele hele isin icine Turk’cenin o doyumsuz argosu girince ancak iki Türk birbirini anlayabilir.
Iste boyle bir acmazdaydim ben de, bir erkegin karsisinda ki kadina yapabilicegi en kotu seydir onu bir onceki ile kiyaslamak, ama ben istemeyerek de olsa onu bir onceki Turk kiz arkadasimla kiyasliyordum. Haksizlik ediyordum acikcasi karsimda ki o guzel insana, ki o cok belli ediyordu, bu randevunun ikincisinin de olmasini istedigini.
Vakit ilerlemisti epey. Ikimiz icinde eve gitme zamaniydi. Hesabi odeyip kalktik oturdugumuz tahta masadan. Bana numarasini verdi, ve telefonumu bekledigini soyledi. Onu bir daha gormeyecegimi bile bile -”arayacagim” dedim. Ayrildik.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s