KABURGALARIMIN İÇİNE SAKLADIĞIM MUTLU PAZAR GÜNÜ

Güzel bir gündü bugün,erken kalmak zorunda oluşumun günümün güzel geclçmesindeki etkisi yadsınamaz ama. Yeni bir arkadaş edinmiştim geçen hafta, fotoğraf gezisi yapacakmış, dün beni de davet etmişdi. Konuşkan cana yakın bir kız. Fotoğraf sanatına karsi ciddi bir ilgimin olmamasına rağmen kabul ettim teklifini. Pazar günleri genelde çıkmam pek dışarı, hafta sonunda harcadığım enerjinin yerine gelmesi için koltukta kedimle birlikte pineklemeyi yeğlerim. Kitap okurum, film izlerim, temizlik… ki muhakkak yaparım.
Ama bu pazar sabahı, erkenden attım kendimi yaşadığım kentin akşamdan kalma sokaklarına. Pek bir huzurlu, pek bir serin, petrikor kokan bir sabah. Gereksiz bir telaşı olmayan, tenha bir gün.
Metro’ya bindim, benden başka kimsenin, yataktan kalkma tenezzülünde bulunmamış olması çok daha yaşanılır yapmıştı bu pazar sabahını benim için.
İnsanlar neden sevmezler ki Pazar sabahlarını ? İki kişi ile yapılan kahvaltılar, sonrasında koltukta sarmaş dolaş mayışmalar, sakince bir sevişmeden sonra tekrar teslim olunan aksam üstü uykuları. Çoğumuzun böyle bir şansı varken nedir bu dunyanın en tembel, en uyuşuk gününe karşı duyulan düşmanlık ?
Kaldı ki benim birlikte kahvaltı yapabileceğim ya da sonrasında sevişebilecegim öz’üm dediğim bir insan da yok hayatimda ama yine de seviyorum pazar günlerini.
Hele hele bu sabah oldugu gibi güneşli ise cok daha içine giresim gelir haftamın en uzun sabahının. Hiç istemem bitmesini. Farketmez yalnız uyanmış ya da akşamında muhtemelen yalnız uyuyacak olmam.
14. cadde üzerinde bir cafe var orada buluştuk, sabah kahvemizi yudumlarken, ben ona dün akşamın nasil geçtiginden bahsettim, o da bana dün bisikletiyle gittiği yerlerden ve de yeni ögrendigi yoga hareketlerinden. Söz vermemi istedi bir gün onunla yoga yapacagima, tutamayacagim sözler vermeyi sevmesemde verdim istedigi sözü. Yogadadir belki de huzur kimbilir.

Dayanamadim bir dilim kek satın aldim, kahvalti etmemiştim henüz, aç olunca da suratımın asıldığını iyi bildiğimden bir şeyler yemem gerekiyordu. Önümüzde ki sehpanın üzerine koyup aldığim keki, peçete almak icin tekrar kalktim yerimden. Döndüğümde, almiş oldugum kekin yarisinin tarafindan çiğneniyor olduğunu görüp gülümsedim. Çoğu zaman size ait olan bir seyin sizden izinsiz alinmasina bozulursunuz. Ben de bozulurum. Ama bu sefer hoşuma gitmisti, onun bana sormadan aldığım keke ortak olmasi.
Fazla vakit kaybetmeden yola düştük. Yürüyerek gezecektik sehirde, yürümeyi zevke dõnüşturen bir sehir burasi. Yesili bol. Istanbul’un kedileri varsa bizim de sincaplarimiz var kış uyukularindan yeni uyanmis olmanin mahmurluğunu yaşayan. Ben o na sehir hakkinda bildiklerimi anlatiyordum, o da bana en guzel resimlerin nerelerde cekilebileceginden bahsediyordu. Insanlar birer ikiser disari cikmaya baslamis biz ise onlarin arasinda dikkat cekmeden kayboluyorduk. Bu sehrin bir parcasiydik ikimizde. Ikimizde seviyorduk bu sehri. Burasi evimizdi, huzurlu ve guvende hissediyorduk burada kendimizi. Ben tanidik birini gördüm, ayak ustu merhaba demek zorunda kaldim bir ara, yanimda ki insani rastladigim insanla tanistirdim. Rastladigim insan yuzume ” siz çıkıyormusunuz” ? der gibi bakti, bende onun yuzune “hayir” der gibi gulumsedim. Ne kadar anladi gulumsememi bilmiyorum. Ama yakinda insanalar sormaya baslarlar, “kimdi o kız” ? diye.
Kucuk bir yer yasadigim, sehir topu topu 650 bin kisi yasiyor, sokaga ciktiginizda tanidik 3-5 kisi gormeniz cok dogal, ama her kucuk sehirde oldugu gibi burada da dedikodu denilen sey sik sik rastlanan bir olay. Insanlarin agzi torba degil ki , buzemiyorsun, konusmak isteyen konusuyor, hele hele benim bekar olmam, arkadas cevremde buyuk bir konu nedense. Durum boyle olunca biliyordum , yakinda, kulagima benim pazar sabahi birlikte goruldugum kizla birlikte oldugum fikrinin bir virus gibi sehrin diplerine kadar yayilacagini.
Kucucuk ellerinin arasinda fotograf makinesi, durmadan bir seylerin resmini cekiyordu, her cektigi kareden once de ”off cok guzel bir kare” diyordu. Gercekten anlamiyordum neyin guzel oldugunu, kamerasi genelde binalara donuk, ya da kopeklerini gezdiren insanlari hedef aliyordu.Fakat onun yapigi isten keyif almasi beni mutlu ediyor kendimi daha bir rahat hissettiriyordu. Dupont Circle denilen yere gelmistik, sehrin en eski parki burdaydi, yuvarlak bir park ortasinda ki art-nouveau tarzinda bir havuzu ile gercekten de cok guzel bir parktir burasi.
Kucuk bir sehir olmasina ragmen icerisinde 100 e yakin park barindirir icinde evim dedigim sehir. O yuzden yurumek icin, kafa dinlemek icin cok ideal bir yerdir. Yuksek binalarin olmayisi, evlerin ise iki uc katli ve rengarenk olusu size Amerika’da degilde bir Avrupa sehrinde oldugunuzu dusundurtur cogu zaman. Insanlari egitimli ve konuskandirlar. Genelinde pahali bir sehir olmasina ragmen bedava yapabileceginiz bir cok sey sunar size comertce. Butun muzeler parasizdir mesela, yaz gelince o bahsettigim 100 e yakin parkin her birinde bedava bir gece olur haftanin cogu gunu yaz boyunca. Bir parkta Jazz gecesi, bir digerinde, acik hava sinemasi, biri digerinde ise Tango dersleri. Kisacasi zordur bu sehirde yapacak bir sey bulamamak.
Hic bir sey bulamazsaniz, benim gibi yeni bir insanla tanisip, uzun uzun yuruyebilirsiniz. Bu sehrin insanlarinin cogu cana yakin ve egolari olmayan insanlardir cunku. Kolay arakadas edinirsiniz burada.
Benim icin de oyle olmustu, hic beklemedigim bir anda gayet sevimli, konuskan bir insanla tanismis ve hemencecik bu tanismanin keyfini surmeye baslamistim bile.
Arada benim de resimlerimi cekiyor, sonra bana gosteriyor, begenmedigimi belli edince, uzuluyordu. Uzulmese iyi aslinda, ben hic bir resmimi begenmem ki, maymun gibi cikarim cogu zaman cektirdigim resimlerde, onun icin de fazla resmim yoktur, gerci son zamanlar da biraz astim bu duyguyu, ve arkadas guruplarinda cekilen resimlerde boy gostermege basladim ufak ufak.
Biraz soluklanmak icin bir banka oturdugumuzda, bana sigaram olup olmadigini sordu, eger onda cakmak varsa bende de sigara oldugunu soyledim. Yasadigim hersey bana daha once gordugum bir filmin sahneleri gibi tanidik geliyor, sanki bir deja-vu yasiyormusum hissi yaratiyordu.
Sigaralarimizi yaktik. Bana ne zamandir burada oldugumu, daha once neler yaptigimi sordu, acik yureklilikle ne azaltarak ne arttirarak cevap verdim sordugu her soruya. Zaten oyle pek de ozel bir yasantim yoktu, siradan bir insandim ben, siradan ama harika arkadaslari olan, siradan bir evde yasiyordum, siradan bir kedi ile. Kisacasi sira disi, ”vay be” dedirtecek birsey yoktu hayatimda. Beni diger erkeklerden farkli kilan tek yanim, keyif aldigim seylerin farkli olmasiydi. Resim yapmak gibi, matematik gibi, klasik muzik gibi… Bunlarin disinda ben gayet heryerde olan biriydim, ve bundan hic mi hic gocunmuyordum. Zaten istedigim de buydu benim. Herkes gibi olup dikkat cekmeden huzurlu , rutini bol bir hayat yasamak. Oyle sıkıcı rutinler degil ama , iki insanin sahiplendigi rutinler, hani demistim ya, pazar aksam ustu sevismelerinden sonra birlikte mayisip uyumak gibi rutinlerden bahsediyorum.
Bu yazdiklarimi onada anlatmaya calistim, ne kadari tarafindan ozumsendi bilmiyorum ama buyuk bir ilgiyle dinliyordu anlattiklarimi.
Tekrar yūrümeye başladik, bu sefer benim calistigim yere dogru. Her iki adimda bir durup fotograf cektigi icin kisacik mesafeleri gecmemiz uzun bir zaman aliyor ama buna ragmen canim sikilmiyordu. Bakmayin herseyi bu kadar kisa ozetledigime, aslinda butun bu olanlar, yaklasik 3-4 saatlik bir yurume zamanina yayilmis ve ikimizide yormuştu biraz.
Calistigim yerin önüne gelince,” Gecen hafta tanisitigimiz yer” dedi. “evet” deyip , davet ettim onu iceri, ama eve gitmesi gerektigini saat 7 de Yoga dersi oldugunu soyledi, hic israr etmedim. “ ama yarin aksam bulusabiliriz istersen” diye ekledi. Maalesef önceden verilmiş bir sozumun oldugunu ama Sali aksami bir işi yoksa buluşabileceğimizi söyleyip ayirdik yollarimizi. Salı günü arayacağim seni dedi uzakalasirken. Iceri girdim. Hiç sevmediğim halde bir bira açtım kendime.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s