İÇ İÇE GEÇMİŞ İKİ KAŞIK GİBİ UYUDULAR SONRA.

-Ellerim üşüdü dedi kadın.
-Ver bana ısıtayım onları, diye cevap verdi erkek.
Ellerini çıkarıp cebinden, kadının ellerini sicak avuçlarinin arasına aldı.
-Nasıl bu kadar sıcak olabiliyor ellerin bu buz gibi havada ? diye sordu kadın.
Verebilicek bir cevabı yoktu ama erkeğin, dudak uçlarını aşağı sarkıtıp alt dudağını büzdü, bilmiyorum der gibi.
-”Sadakati işaret eder bir insanın sıcak elleri , zarar gelmez elleri sıcak olan insanlardan” dedi kadın.
-Zordur sadık kalmak birisine , dedi adam ve ekledi…Elin sıcaklığıyla ölçülebilecek bir şey olğunu sanmıyorum.
-Duygusal zekan gelişmiş olsaydı eğer biraz daha, anlardın ne demek istediğimi, vücut ısısı ellere en zor ulaşir, bu ısı bir insanın bir insana sadakatini işaret eder, sen ister inan ister inanma dedi kadın hafif sinirlenerek.
-Tamam tamam ! İnanıyorum, sıcak elleri olanlar daha sadık olurlar. Bilmiyordum, öğrendim sayende diye cevap verdi adam tebessüm ederek.
-Hoşuma gidiyor ellerimi avuclarında hissetmek, güven veriyor bana, diye bir karşı cümle kurdu kadın sahiplenilmenin hoşuna gittiğini belli ederek.
-Banada huzur veriyor, dedi adam bu dediğini gerçekten hissederek.
Her ikisinin de aradağı huzurdu zaten ve tabiiki de aşk ile, sadakat ile perçinlenmiş olmalıydı ama bu huzur. İpe sapa gelmez piçliklerden sıkılmıştı ikiside. Geçici olsun istemiyorlardi bu sefer ki, bu sefer ikiside sevmişti gerçekten.
El ele öylece oturuyorlardı bir bankın üzerinde…poyraz esiyordu yüzlerine doğru. Yüzleri üşüyordu ama erkeğin sadakat ile sıcak elleri ısıtıyordu üşüyen kadını. Sadık olurlardı elleri sıcak olanlar. İkiside bunu hissediyordu.
Birlikte kalkıp yürümeye başladılar el ele. Ayni eve girip ayni yatağa yattılar. Erkek kadına arkasından sarıldı, kadında ona sarılan kolları elleriyle sıkıca kavradı. İç içe geçmiş iki kaşık gibi uyuya kaldılar.
Gözlerini açtığında adam, göremedi kadınını yanında.
Doğruldu yattığı yerden, kafasını yatak odasının kapısına doğru uzattı, şarkı söylüyordu kadın içeride. Rahatladı birden. Hoşuna gitmiyordu, uyandığında evde kimsenin olmaması. Ama herhangi bir kadın değil, o olsun istiyordu her sabah uyandığında.
Kadının sesi mutfaktan geliyordu, mutfağa doğru uykulu gözlerle yürüdü adam, kadını çay yapıyordu, usulca sarıldı beline arkasından, “günaydin” dedi. “Sanada günaydın bitanem” dedi kadın sıcacık sesiyle. Karşılıklı oturdular mutfakda ki masaya, çaylarını yudumlarlarken, gözlerini birbirlerinden alamıyorlardı.
Ikiside tek kelime konuşmuyor, ama ikiside ne demek istediklerini biliyorlardı. İnsanlık tarihinin en güzel bakışlarıydı bu bakışlar, kaçamak olmayan, uzun uzun, yürek delen keyif veren cinsden.
-Sen çayı yaptın kahvaltıyı da ben hazılayayım dedi erkek.
-Birlikte hazırlayalım dedi kadın, kendinde emin bir şekilde.
Erkek, salatalık ve domates doğrarken, kadında ekmekleri kızartıp masaya tabakları koydu. Erkek dolapdan peynir, tereyağ vişne reçeli ve iki tane de dün sabah haşladıkları yumurtalardan çıkardı.
Kadin kızarmış ekmeklerden iki dilim erkeğin tabağına iki dilimde kendi tabağina bıraktı, erkek ise boşalan çayları tazeledi.
Yeniden oturdular karşılıklı mutfak masasına. İkiside çok mutluydu. En sevdikleri şeydi birlikte kahvaltı etmek. Kadın erkeğe” biz ne güzeliz yaaa” dedi
Erkek de gülümseyip ona “seni cok seviyor bu adam”.
Hikaye ya bu işte, mutlu son ile bitti.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s