SABAHIN 5’İNDE GELEN TELEFON

image
Sabahın 5’inde çaldı telefonum. Uyku ile uyanklık arasında bir yerlerdeydim. Salondan duyuyordum yatak odamda ki telefonumun sesini , çok korktum , babama ya da Gizem’e birşey oldu sandım açikcası. Telefonun yanina gidemedim, susmasıni bekledim, ama susuyor akabinde tekrar çalmaya başliyordu.

Ne kadar duymamazliktan gelebilirdim ki daha fazla. Telefonun durduğu yatak ucumdaki sehpaya doğru yurüdüm. Ben tam yanina vardığımda yine sustu. Görememiştim ekraninda çıkan ismi. Binbir türlu senaryo yazıyordum aklımdan bu kısacık süre içerisinde. Kim olabilirdi ki ? Hersey olabilirdi açıkcası, tahmin bile edemiyordum ama senearyolarımın ana karakterleri nedense bilinçsiz bir sekilde Babam ile Gizem olmustu.

Telefonu aldım elime, fakat sahiden de korkuyor, duymayi hiç istemediğim bir haber duyabilirim diye, bakamıyordum kimin aradığına. 3 tane de okunmamış mesaj vardı, cok belliydi bir yerlerde benim tanidığım bir insana birşeyler olduğu. Allahim ne olur kimse ölmesin diyerek açtım telefonumun ekranıni.

Arayan iş ortağimin kız arkdaşı Katie’di. Alabileceğim en derin nefesi almış olmaliyim ki , başım döndü biraz. Hemen mesajlara baktim. Saat sabah 3 ile 5 arasinda atilmislardi hepsi, yani hem mesaj atmis hem aramis. Ilk mesaji “ yardimina ihtiyacim var” ikinci mesaji “ gidebilecek hic bir yerim yok” ucuncu mesaji ise “ ozur dilerim, biliyorum cok erken ama gidecek hic biryerim yok” seklindeydi.

Hemen aradim, halâ şükrederken babama ve Gizem’e birsey olmadigi icin.

Erkek arkadasi ile kavga etmisler , benim öküzden hallice olan iş ortağımda kovmuş kizi evden sabahin köründe. Atla bi taksiye gel hemen dedim. Sorun değil istedigin kadar kalabilirsin benim evimde. Sahidende sorun değildi. Sırt çeviremezdim ki ben benden yardım isteyen bir insana. Seviyordum ben bu kızı zaten, iyi niyetli, tuhaf bir espri anlayışı olan, devamlı gülen bir insan. Iyi bir arkadaş. Nasil diyebilirim ki “hayir kizim ben de kalamazssin, git evine” diye.

Neyse , 20 dakika sonra geldi evime, gözleri ağlamaktan balon gibi olmuş bir halde. Beni görünce sarıldı, ağlamaya başladi yine. Ağlama, beraber halledicez bu sorunu, dedim ama pek umursamadı ağlamaya devam etti.Yufka yürekliyim ben ya da yaş aldıkca daha bir yufka yürekli oluyorum, dayanamiyorum insanlarin ağlamasına, ki bu sorun çok ufak bir sorundu ve muhtemelen biraz diplomasiyle çözulebilird. Beraber yukarı çıktik, o önde ben hemen arkasında. Kapıyi açtiğında kedim Lucy karsiladi Katie’yi. Hemen masanin uzerine çıkıp göbeğinin sevilmesi icin sırt üstü yattı. Katie’nin yüzüne bir gülümseme geldi hemen ardindan. Ben de çay demleyeyim bari diyerek, çaydanlığa su koydum. Hani derler ya Türkiye’de “bizde seni seviyorum denmez çay demlenir” diye. Işte o misal benimkiside.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s