NEDEN NESİMÎ OKUMAK LAZIM ?

Hastayım demiştim ya , hasta olunca daha da bi okuyasım geldi. Uyku ilaçlari da fayda etmeyince elime Seyyid Nesimi’nin divanıni aldım. 650 sene evvel yazdıklarıyla kanıtladı bana bir kere daha “aşk” denilen kavramın hiç de değişmediğini. Kalp ağrisi, o zamanlarda da bugün ki gibi sancılı geciyor, aşık kisi, aşık olduguna şiirler yazıyormuş.
Yedi ulu ozan dan biri Seyyid Nesimi. Böyle er kişilere pek rastlanmiyor artik günümuzde.

Asagida ki dizeler dikkatlice okundugun da , Farsça eski Turkce karışık  olmasina ragmen ahengi sayesinde hala anlasilabilmekte. Zaten şiiri diger edebiyat türlerinden ayıran en onemli ozellik de bu kanimca. Anlamak isterseniz gercekten pek farketmiyor hangi lisanda yazilmis oldugu. Yeter ki siz anlamak isteyin.
——””’—–
gönlüme hîç senden özge nesne lâyık görmedim
sûretim aklım ukûlüm cism ü cânım merhabâ

ey melek sûretli dil-ber cân fedâdır yoluna
çün dedin lahmike lahmi kana kanım merhabâ

geldi yârım nâs ile sordu nesîmî neçesin
merhabâ hoş geldin ey rûh-i revânım merhabâ
—-””””””—–

1339-1344 yillari arasinda dogdugu tahmin ediliyor Nesimi’nin. Yine 1417-1418 yillari arasinda “ene’l- hakk” yani “Tanri bendedir” dedigi icin derisi yuzulerek idam edildigi biliniyor.. Rivayet odur ki idam fermanini hazirlayan kadi idam fermaninda soyle demis “bu oyle bir mundardir ki, kaninin degdigi yeri yikamakla temizlenmez. orayi yakmak, koparmak gerekir”. ve infaz sirasinda, celladin bicak darbesi sonucu nesimi’den fiskiran kanin birkac damlasi fermani yazan kadinin parmagina sicrar, kadi parmagini kesmez, nesimi bunun uzerine “sen seriat ugruna bir parmagini bile kesmezsin; halbuki goruyorsun ki, biz inancimiz yolunda kendi kanimizla yikaniyoruz” der…Bazı şiirlerindeki Türkçe 20. yüzyılda konuşulan Türkçe’nin neredeyse aynısıdır. şöyle bir beyit yazabilecek kudrette kaç şair geldi geçti bu topraklardan, Allah aşkına!?

senin aşkındır ey dilber, bana hem mürşid ü hem pir,
nagehan aşkına düştüm nedir çare, nedir tedbir?

yatarken dün gece gördüm siyah zülfünü boynumda,
uyandım, dedim “ey dilber, nedir bu remzime tabir”?

divane oldu deli gönül saçın zincirine bağla,
benim gönlüm delisine senin zülfün teli zincir.

vücudum padişahısın, gönül verdim, seni sevdim,
sana gönül veren aşık hacan can eyleye taksir.

nesimi, namus u arı eğer aşık isen terk et,
aşıklar boynuna biçmiş melamet cezasi takdir.

Ama en sevdigim gazeli soyle…

derben zülfüne ezelde tutuldum
ki henüz tuzak-i husran yaratılmamış idü
yine orada dudaklarından ask şarabını içtim
ki henüz kadeh vücud bulmamış idü

Sufi felsefesini en iyi betimleyen , ulu ozanlar arasinda en anarsist ruhlu olan.Iyi geldi okumak seni aksam aksam.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s