Eskici Dukkani

Kucucuk paralara, uzerlerine sinmis eski sahiplerinin kokusu ile satilmayi bekleyen, alindiklarinda ise baskalarina ait anilarla gelen kuf kokulu, toz ile uyutulmus bir avuc eski. Ve artik var olmadiklari dusunulen bir cok seyin hala “biz de variz” diye fisildastiklari kohneden hallice dort duvar. Guzeldir eskici dukkanlarini gezmek. Saga sola carpmadan, dizili esyalarin arasinda suni olarak olusturulmus daracik koridorlarda avarelik etmek, goz gezdirmek, gezilen gozlerin utanciyla”bakma bize “diye ic gecirdikleri varsayilan o eskilere bakmak. 1950 lerden kalma bir sac kurutma makinesi ile yine ayni zamanlardan kalma bir tost makinesinin arasindaki sonu ayrilikla bitecegi kesin olan yitirilmis bir ask hikayesine sahit olmak. Aldigim nefes rutubet ile birlesip delsede cigerimi, gozlerim icerideki seluloz kokusundan yansada, aklim da hala, o dislari eski, icleri ise yepyeni olan kargacik burgacik eskilerin bir onceki hayatlari. Sevgiliden hediye olarak alinip sevgi bitince gozden iraga gonderilenler, ihtiyacdan alinip , sonra gozden dusenler, bir hikayesi olup da , kimseye buraya nasil dustugunu soylemek istemeyenler… Hepsi sanki hic bitmeyecek bir kis uykusunun tam da ortasinda gibiler.

Aslinda satilanlar sadece eskiler degil hepimize ait bir gecmis, kirginliklarla, sinirlenmelerle elimizden cikardiklarimiz, aslinda bizleri biz yapan o kucuk detaylari karakterimize kaziyanlar. “Ben” demeyip de “biz” demenin onemini anlatir gibi bakiyorlar saklandiklari yerden gozume, yuregime, ayrilirken elimde 1912 de basilmis bir tas plakla.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s