Son bolume ait alternatif son.

Eve geldigimde kirk sene once baslayan hayatimi suni bir bicimde bitirebilecek kadar berbat bir durumdaydim.

Bir yere varmayacagini bildigin bir ilski icin caba sarfetmek, mucadele etmek ne kadar dogruydu ki ?

Bir omuru onunla birlikte olma hayali uzerine kurmam kendime karsi yaptigim en buyuk haksizlik degilmiydi? Yoksa sonuna kadar gidip bir kapanis mi yapmak gerekiyordu? Kapanis derken, konusup,boyle yurutemeyecegimi soyleyip mi bitirmek yani.

Demeyin ama “ ne oldu? Iki gun evvel geberiyordun askindan. Ne oldu da degistin birden?” diye. Hatirlarsaniz, bir yerlerde “Aslinda hepimiz bir kucuk karar mesafesi uzaktayiz hayatimizda koklu degisiklikler yapmaya” demistim.

Iste ben su an tam o kararin arefesindeydim. Hayatimda ciddi ve koklu bir degisiklik yapacak o karari vermeye cok yakindim. Daha fazla hayal dunyasinda yasamak istemiyordum. Evet, “o”nu cok seviyordum, deli gibi asiktim, ama o beni benim onu sevdigim gibi sevmiyorsa ne onemi vardi ki benim ona olan askimin. Karsiliksiz bir askin ardindan her gun agit yakmaktansa, uzerine lotus tozu ufleyip unutmak daha dogru olmazmiydi. Gozlerim yasariyordu, bogazimda hic yutamadigim bir yumru…

Ayriliklarin en berbati hala sevdiginiz insana karsi eyleme donusturmus oldugunuzdur. Ben yeryuzunde en sevdigim kadini birakmak uzereydim. Onun ise hic birseyden haberi yoktu. O bana bir seyler yemek icin gelecekti, ben ise o na bir daha gorusmeyelim diyip onunla olan uzun, sonu olmayan iliskimi noktalayacaktim.

Aglamaya baslamistim, yuzumu yastiga gomup agliyordum katila katila. Irin gibi akiyorlardi gozyaslarim.

Kapkara bir acidir kalp acisi. Hafife almamak gerekir, gecer deyip zaman birakmayin sakin ola, iyice siker atar benliginizi. Delikanli gibi yuzlesmeniz gerekir cektiginiz aciyla. Siz ne kadar” ben bunu hakketmedim” desenizde aslinda sizi oldugunuz yere getiren yine kendinizsinizdir. Siz baskalari icin ayna olmayi basaramadiginiz icin, durustce, acik secik derdinizi anlatmadiginiz icin buradasinizdir. Iste simdi erkek olma zamanidir, yaptiginizdan ders cikarip bir daha ayni hatalari yapmama sansi veriyorsunuzdur kendinize. Bu sansi iyi kullanip, yureginize akan baska kadinlarda ayni hatayi yapmamaniz gerekir.

Durduramiyordum aglamami, yaslar gozumden burnumdan akiyor kilifi olmayan yastigimda acik sari renkli lekeler birakiyordu. Ben hic bir kadin icin aglamamisim daha once oysa ki. Ben hic bir kadini Zeynep’i sevdigim kadar sevmemis, hic bir kadin da beni bu denli gormezden gelmemisti. Keske buyumeseydim. Keske hicbirimiz buyumeseydik, ayriliklarimizda okul bahcelerinde yasadigimiz kusmeler-barismalar gibi kolay olsaydi.

Banyoya gidip aynada kendime baktim. Yuzumu yikadim soguk su ile. Gozlerimdeki aglamis insan izini silmek kadar kolay olmayacakti icimdekileri silmek. Ondan sonra gelen her kadina haksizlik edecektim, her geleni onunla kiyaslayip.

Artik hayatima giren her kadin maca bir sifir yenik baslayacakti. Ben her kadinin hayatinda kotu bir insan olarak yer edecektim. Ama butun bunlari goze alip, vazgecmeme sozu vermistim kendime.

Yorulmustum. Gercekten de cok yorulmustum. Dinlenmem gerekiyordu benim artik biraz. Her sarkida kendimi bulmaktan usanmistim, her siirimi ona yazmaktan, ama ona verememekten, rededilme olasiligindan, onun baska biriyle olma ihtimalini dusunmekten, herseyden cok yorulmustum. Yurek gonderlerime cektigim bayragi indirme vakti coktan gelmisti, yoksa bu yurek, vadesi uzun olan bu aska daha fazla dayanamayacakti. Bir ask yuzunden olmemeliydim ben.

Sevdigim insan icin yapmayi istedigim ya da planladigim bircok sey vardi, ama nedense hep ertelemistim. Ertelemeseydim eger, buyuk ihtimalle ayrilmis olmazdik zaten. Ama cok gecti hersey icin artik.

Icimde askerle ilgisi olmayan bir darbe olmus gibi huzursuzdum su anda, butun kurallar, rutinler, degisecekti bundan sonra. Zeynep yuregimin kral dairesinde yasarken, benim yapamadiklarim, devamli ertelediklerim yuzunden ayrilacakti o en ozel odadan. Ama elbetteki bu sadece benim sucum degildi. O da beni iyi gozlemleyememis, derdimi anlayamamisti. Zaten anlasaydi o bitirirdi bu iliskiyi seneler once.

Yine icki icip, hap alip uyumaya calisacaktim, gercek dunya artik ruyalarimdan guzel olmayacakti. Dilime pelesenk olmus bir sarkinin can alici nakarat bolumu gibi tekrar edecekti o aklimda her sabah uyandigimda. Devamli dusuyor ama bir turlu yere carpamiyorum gibi rahatsiz edici bir durum bu.

Bir kadeh raki koyup biraz rahatlamayi denemek en iyisi diyerek mutfaga gittim. Zaten icinde bir kadehlik kalan siseyi elime gelen ilk bardaga bosalttim, iki tane de buz attim ustune. Salona gecemeden ilk yudumumu mutfak tezgahinin onunde ictim.

Gerçeklik bir düşman sanki, rakı ile boğuşan, Akşamımın ırzına geçiyor…yutulması zor Pazartesi sabahları gibi batıyordu gõzlerime. Ağzımda ki tat onun tadı, yüreğimde ki minnet yine ona duyulan.
Aşka düşen pervaneler gibi kadife bir kaftan kaplıyor yüreğimi …rengi Zeynep kokan.

O gelmeden toparlanmam lazimdi biraz, Tül bir perde gibi takılmıs eşyaları evimin dort bir yanina. Orda burda, darmadağın. Çorabının tekini buldum mesela yatağın arkasında. Etek ile ceketini birde. Dedim ya, alakasız şeyler aslında. Olur olmaz zamanlarda karşıma çıkıp, ışık gibi aktilar kanima. Cok zor olacakti onu unutmak.

Gün, aksamina o mükemmel uçurumda kavuşmak üzereyken, ufak bir ara oluşur ya, hani gecmiş ile şimdiki zaman arasında.

Kayıt altına alınmamış bir bekleyiş başlar hepimiz icin, bende oyle bekliyordum Zeynep’in evime gelisini.

Sonrası, bir kuyruklu yıldız gibi elâya calan gozleri saçlarıma değecek kadar yakınımdan geçecekti.

Ahsen-ül Kasas’dır işte o an. Kıssaların en güzeli.

Allah’im aklima mukayet ol ne olursun ! Beni boyle yikma, bitisim boyle olmasin. Her kuluna verdigin sozu tutan degilmiydin sen, niye bana verdigin sozu tutmuyorsun ki? Kavusmayi basaramadim, , ama en azindan ayriligi katlanabilir hale getir benim icin.

Yirmibes Aralik’ta tanimistim onu, o zaman biliyordum, bu kadinin benim hayatimi alt ust edecegini.

Tirnak uclarima kadar kirginim su anda. Hayata kirginim, o’na kirginim, kendime kirginim.

Uykusuzluklarım bir yokuş olacak yine sonu o’na varan, yalnızlık değil onsuz olma fikri canımı sıkan.

Nasil atlatacagim ben bu aciyi, nasil bir silgi lazim ki bana sileyim onu, hic izi kalmasin yuregimde.

Rüya göremeyecegim mesela yine ben, sıkılıcam uyuduğum da.

Kim bana gözlerini ödünç verecek guzel ruyalar gorebilmem icin ? Düşlerimin parmak izi o kadin. Sabah olduğunda nasil anlatacak kendi suretini bana .

Ne verebildim ki ben ona yazdıklarımdan başka ? her düşünüşümde onu, güneye doğru yürümek gelmedimi içimden, elimde yazdıklarımla,
keşke varlığının farkına zamanında varabilseydim diye hayıflanıyorum ama cok gec, farkindayim. Hep yanlış yolculuklara çıkmış bir erkeğin o peşini bırakmayan pişmanlıklari takip ediyor beni sanki.

Boynunun kokusu gelecek sonra aklıma, gece yatısına bırakacagim boynunda ki o kokuyu.

Düşlediğin gibi mi herşey? diye sorasim gelecek içimden. Soramayacagim ama, Ezilecek ruhum yoklugunun ağırlığıyla. Ruhum, kenarında dolastığım bir uçurum, derinleştikce derinleşen. Her yer yeniden güney olacak sonra. Ben ise yitip gidecegim o donusu olmayan yolda.

Aklimda Sezen Aksu’nun ismini hatirlamadigim bir sarkisi, hani “doyamam seyretmelere seni” diye giden

Nedense birileri gittiğinde çalar zaten Sezen hep, O çalar sen ayrıntılara takılırsın… gitmeseydi de sarilip öpüşseydik dersin.
Ayrılık; iki kişilik beceriksizlik aslinda.
Aklina Murathan Mungan’ın “Yalnız Bir Opera” sını getiren.
Daha kaç gece suya bastırılmış yüreğimin ağararak kabarmasını bekleyeceğim. A benim mis kokulum, yüzünü ezberlediğim,
çarpmasaydın keşke böyle.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s