bugünün özeti

Üstüm başım yağ ve pudra şekeri ile kaplı bir şekilde çıktım işten, saat 3 civarında. Eve gitmek istemedi canım, Kensington’a gitmek için bindim arabaya, oysa ki aklımda antikacı gezmek gibi bir düşünce de yoktu, ama rahatlatıyor beni, başkalarının daha once kullandıkları seylere bakmak, onlara dokunmak.  Masa buldum bir tane, almadım , çok pahalıydi, fotograf makinesi ise fazlasiyla kırık dökük. Bütun bir sokak eskicilerle ve antikacılarla dolu, sağlı sollu gezindim hepsini, kafamda hep aynı düşüncelerle. En son dükkanin içine girdigimde ise beni, yasli bir amca kocaman gülümseyisiyle karsiladi. Çok belliydi… ben bugun onun dukkanina giren ilk insandim ve muhtemelen de son olacaktim.

Hemen kenarda duran eski plaklara bakmaya basladim, Yüzlercesinin içinden Michel Fugain’in “Une Belle Histoire” ını buldugumda ister istemez saşkınlığımı gizleyemeden “vay” demis olmaliyim ki , yaşlı amca yanima gelip Michel Fugain’i sevip sevmediğimi sordu, “cok severim” dedim, elimde ki eski 45lik le ayaga kalkıp peşi sıra kasaya yoneldim. “eger Dalida seversen o da var” diye mirildandiginda “sevmezmiyim” diye cevap verdim. Tekrar plaklarin oldugu kısma gitip en arkalardan bir Dalida-Alain Delon 45’ligi çıkardı. Onuda alıp yüzumde onun ki gibi kocaman bir gulumseyisle çıktım dukkandan. Simdi evdeyim, aldigim plaklari dinliyorum, Dalida o mukemmel sesi ile Paroles’i söylūyor, hatta su anda “mais tu es cette belle histoire d’amour que je ne cesserai j’amais de lire” yani ” sen aşkın en guzel hikayesisin ve ben seni okumayı bırakamıyorum”

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s