Aksam Ustu Treni, Sari Sayfali Not Defteri ve Kirmizi Keceli Kalem Uzerine..

Kapının hemen arkasinda ki koltuğa oturdum. İleride annesiyle bekleyen 3-4 yaşlarinda bir kiz çocuğu yanımdaki boş koltuğu işaret ederek annesini yanima doğru sürüklemeye başladi. Annesi küçük kızi yanima oturttugunda, kalkip yer vermek istedim, ama o kibarca “gerek yok , bütun gün oturdum zaten” diye redetti teklifimi.
Fazla belli etmeden yanimdaki kücük kıza bakiyordum, elindeki kırmizi keçeli kalemi ile, ki sanki vücudunun bir parçasiymıs gibiydi, kucağında ki sarı sayfali not defterine bir şeyler çiziyordu. Yaptıği işi cok ciddiye aldigi yuzundeki ifadeden belli, kocaman bir günes kondurdu hemen sayfanin sağ kõşesine. Hemen üstune, daha õnce cizdigi ağaclarin.
Küçuk ellerinin biri kirmizi keçeli kalemi tutarken digeride dizindeki not defterini kavramis halde, trenin gereginden fazla sarsilmasina bozulmuscasina somurttu bir an.
Kendi kendini mesgul edebilmek cok õnemli bir õzelliktir, sirtlari yere gelmez bu tip insanlarin, kucuk mesgul dunyalarinda ruh sikintisindan uzak, up uzun huzurlu bir yasam surerler. Bu küçük kiz da bu õzelligin hakkini cok iyi veriyor, cevresinde olup bitenle hic mi hic ilgilenmeden, elinde kirmizi keceli kalemi, gozlerini küçük sanatindan ayirmiyordu.
Annesiyle gõz gõze geldik, gülumsedik birbirimize.
Daynamadim sordum kücük kiza “ en sevdigin renk ne?” diye
“bütun renkleri seviyorum’ dedi gõzlerini cizdigi resimden kaldirmadan.
“tamam” dedim, “õyleyse en sevdigin yemegi söyle” diye sordum ardindan,
“butun yemekleri seviyorum” dedi yine ayni ciddiyetle ama bir an olsa bile ayirmadan gozlerini sari sayfali not defterinden.
Verdigi cevaplar ve yaptigi ise karsi duydugu ciddiyet beni bir soru sormaya daha zorluyordu, yenik dustum bu zorlamaya ve yine sordum.
“en sevdigin gun hangisi ?” diye
Durdu birden… Yuzume bakti. Gozleri su yesili, burnu cilli. Gulumsedi.
“butun gunleri seviyorum”dedi o berrak gulumsemesinin pesi sira.
Yaptigi ise geri donup, inek ya da kopek oldugunu dusundugum bir hayvan cizdi, daha oncesinde cizmis oldugu agaclardan solda duraninin yanina.
Onu daha fazla rahatsiz etmek istemedim. Oysa ki bu kucuk kizdan ogrenebilecegim(iz) cok sey vardi. Ayrim yapmadan bir cok seyi sevebilmek ve keyif alabilmek gibi.
Tren inmem gereken istasyonda durdugunda kucuk kiza ve annesine “iyi gunler” dileyip ayrildim trenden. Aklimda trenleri ne kadar cok sevdigim dusuncesiyle.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s