Hayır diyebilmenin önemi

Buyuk bir hevesle girdim eve, saat 4 civarinda. Disarida deli fisek bir yagmur. Kurt havasi. En sevdigim… Pazartesi melankolisi, sigara, alkol ve onlara yaren muzigin iceriden gelen belli belirsiz sesi. Bir de bunlara ek olarak her daim ayaklarimin dibinde uyuklayan kedimin huzur veren goruntusu. Ama once biraz dinlendirmek lazim vucudu. Yiprandi epey Persembe sabahindan beri.

Tam boylu boyunca uzanmıştim ki,

“yagmur nedir bilirmisin?” Diye mesaj atti

“evet, yuksek irtifada ki su buharinin fazla yogunlasmadan dolayi agirlasip, yercekimin de etkisiyle ivme kazanip yuzeye dusmesi” diye cevap attim. Hic üşenmedim.

“Cok giciksin, yagmur demek, evde oturup boktan filmler izleyip ucuz saraplar icerken sarmas dolas olmak demek, yani ya sen geliyorsun bana, ya da ben sana” diye karsilik verdi.

Bir insani incitmeden redetmek zordur, acik bir yaraya parmak sokmak gibi yakar rededilen insanin canini. Ama bazen gereklidir de, sirf karsi tarafi mutlu etmek icin bir seyleri kabullenmek, ileride tikanikliklara sebep olur. Yagmur genelde yalnizken guzeldir, hem pazartesi melankolisi yaratir, hem de yaraticiligi durtukler.

“bu aksam olmasin, bu aksam yazmak istiyorum… “ben” zamanina ihtiyacim var biraz” cevabima

“elbette, sen ararsin beni o zaman ihtiyacin olan “ben” zamani bitince” “Not: Arada ingilizce yazsan da ben de ogrensem o beyninin kivrimlarinda dolanan hikayeleri siirleri, vb.” diye attigi karsi mesajiyla, sonuclandirdik bu aksma ki iletisimimizi.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s