Yirmidokuz yaşında teknokrat bir kadının bana niye hayalperest olamıyorsun?” diye sitem etmesi.

iki hafta önce yaşadığım çorba faciasını biliyorsunuz, hani birisine çorba götürmustüm de sevmemişti, hatta teşekkür bile etmemisti, bu da o hikayenin devamı ve kesinlikle son bölümü.

“Özür dilemek istiyorum senden, biraz etraflıca düşündümde, haklısın aslinda. Çorbayı beğenmedim ama teşekkür etmem lazımdı. Kabalik ettim.Tekrar görüşsek olmaz mı?” diye sordu. Ozur dilemek büyüklüktür, kabul etmek de öyle, elbette kabul ettim özürünü, ama bir daha görüşmek konusuna çok sıcak bakmıyorum diye de ekledim. Neden? diye sordu doğal olarak, keza özür dilemisti, bende kabul etmiştim.

“üç ay sonra California’ya tasinacaksin sen, nasıl olacak? Iki ayda bir mi göreceğiz birbirimizi? Daha önce başıma geldi bu ! Olmuyor öyle uzaktan aşk. Ne ben oraya taşınabilirim, ne de sen burada yaşamak istiyorsun, benim bütün hayatım bu şehirde, seninse ailen ve arkadaşların L.A’de, şimdi başlasak bile, altı ay sonra nasıl olsa bitecek, o yüzden hiç başlamamak en iyisi”

“böyle kati kurallarının olması ne kötü ”

“kati kural değil bu, sadece rasyonel düşünüyorum ”

“E ne olur biraz da hayalperest olsan ama?”

“olur elbette, ama ikili ilişkilerde hayalcilik çok da sağlıklı bir düşünce tarzı değil, kaldı ki sen bir teknokratsin hayal kelimesi senin inandigin herseyle taban tabana zıt ! Benim de zaten hic aşk üzerine hayal kurasim yok açıkçası.

“ Bunun teknokrat olmamla ne alakasi var pek anlayamadım?

“Şöyle açıklayayım, sen elit bir kısmın yönetimi ve endüstriyi elinde tutup çoğunluğu kontrol etmesinden yanasin, bunun için bilimi, ve hayalperest olmamayi savunuyorsun, ben ise halkin kendisini yonetmesinden ve eşit hak-esit katılımdan yanayim”

” ooo simdi politik görüşümü mü sorun oldu?”

” aslinda tam olarak değil, ama biraz öyle galiba, şöyle ki, her ne kadar arkadaşları politik görüşleri doğrultusunda secmemek lazimsa da, öyle olmuyor, ben çok dürüst faşistler de tanıdım, çok yardim sever seriat yanlilarida, ama bu benim onlarla arkadas olabileceğim anlamına gelmiyor.

“e iyilerse neden arkadas olamıyorsun ki?”

“çünkü ait olduğumuz sosyal çevreler farklı, begenilerimiz ve beklentilerimiz, merak ettiklerimiz, olmasini istediklerimiz, ya da olmasini istemediklerimiz. Ne ben onlarin arasinda barinabilirim, ne de onlarla çok yakın dost olabilirim. Eninde sonunda politika ve hayat tarzi kendini belli edecek ve yollar ayrilacaktir, ama bu demek degil ki bir teknokrat ya da bir faşist hatta şeriat taraftari bir insan kotu olmak zorundadir, dedim ya, ben nice faşist tanıdım benim diyen solcudan daha dürüst, nice solcu tanıdım, kasla göz arasında seni sırtından vurur. En güzeli iyi olani kendi ait oldugun çevreden bulabilmektir.

” Peki o zaman ,yarın sana gelip eşyalarımı alabilirmiyim?”

“ tabii ki gelebilirsin”

“tamam o zaman ararım seni yarın ”

“ara ne zaman istersen, akşam 5’e kadar evdeyim ya da sabah 3’den sonra”

Kısa süreli ilişkilerde bile tuhaf oluyor insan ayrilinca. Ama konuşarak ve kendini ifade ederek medenice bitirebilmek bir ilişkiyi yine de çok güzel.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s