Köprülerin bilgeliği nehrin her iki yakasınıda aynı derecede bilmelerindendir. Bol nehirli, bol köprülü bir şehir benim yaşadığım.

Çingene çadırı gibi renkli bir gün ,

Saint Pauli’den aşağı yürüyorum,

Biraz ötede bir patika, kızıla dönmüş rengi… zamanında gelen bir düğün davetiyesi gibi çağırıyor beni içine.

Köprü altı evsizleri, selam çakıyorlar bana yanlarından geçerken. 

patikanın hemen girişinde ki köprünün altinda, benim bildiğimden çok farklı, umarsız bir hayat devinmekte.

Ucuz alkol ile odun yanığı  kokuyor etrafım. 

Bir iki kurbağa çıkıyor akan nehirden. Onlar da biliyor,  şehir dışarıda, burası başka bir şehir.

Başımı kaldırıyorum…kızılderili sefleri ile kesişiyoruz, onlar söylemesede belli oluyor bakışlarından söyledikleri “Sioux kabilesidir evimiz.” 

“Iyisinizdir insallah” demiyorum ben onlara, devam ediyorum nehir boyunca yürümeye. Taa ki kazları görene kadar. 

Bu sene erkenmi gelmişler ne ? Yaza henüz çok var.

Bir sigara içimlik duruyorum hemen önlerinde. Bir iki resim çekiyorum.

Pırıl pırıl oluyor birden heryer.

Kar yağmadı bu sene ,o zaman yaz gelsin hemen, ben her yıl bu zamanlar da yazı özlüyorum.


Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.