E Sevgililer Günü denilen tüketime dayalı boktan gün yine geliyor, adet yerini bulsun, kimse şiirsiz kalmasın, alın size on adet şiir. Okuyun eğer ihtiyaciniz varsa. Şiirler yazarlarina değil ihtiyaci olanlara aittir ne de olsa.

1.
Ben sana açılamadığım kadarım.
Halâ söylemek istediklerim var, işte o söyleyemediklerim kadar varım.
Ne sen tam gidebildin, ne de ben sana yolun açık olsun diyebildim.
Ben sende neredeyim bilinmez,
ama sen, yutkunup sustuğumsun.
2.
Ayağımı bastığım yerde mi bir insanin gizli tarihi ?
Ya da cephe gerilerinde beklerken,
veya uzun tren yolculuklarında,
iki istasyon arasında bir yerlerde.
Her iklimin,
gidilmemiş denizlerin,
“O kadar güzel ki bakmaya kıyamıyorum” dediğimiz yüzlerin en derinin de mi saklı ?
Bir yol değil seçilmesi gereken,
hiç gidilemeyen bir yerlerde aslında her insanın geleceğe öykünen tarihi.

3.
Upuzun, sessiz bir uykuydu uyandığım.
Bilirsin.
Hani ilk uykuya daldığın gibi uyandıklarından bahsediyorum.
Aklımı o malum rüyalarıma emanet edip açmış olsam da gözlerimi.
Nafile… tırnak uçlarıma kadar kırılmışım ben.

4.
Sıradışı bir doğuş değildi güneşin ki bugün,
Ne içim çekildi,
ne de kulağım çınladı belli belirsiz.
Çıkmaz sokak kasveti gibi değil elbet,
ama babası olmadığm bir çocuğa baba olmaya özenmek gibi bir gün bugün
Yarı açık gözlerim,
ve kavuşmaya dair kor kırmızı inancım,
Gölge olup düşüyorlar yere
5.
Siyah perdelerin arasından kılıç gibi girerken gün ışığı odaya,
ne olduysa oldu.
Önce gri rengi gördüm, havada uçuşan toz tanelerini kesiyordu.
Sarı gibi birşey oldu hemen ardından.
Vurdumduymaz gölgeler kıpraşıyordu karşımda ki duvarda. Şekilleri lotus çiçeği.
Gün odama doğuyor,
gün beni bana hediye ediyordu.
Oflamadim, puflamadim.
Yanimda uyuyayan kadina günaydın dedim.
O da bana günaydın dedi.
Bugün gitmesen olmazmi? Diye sordu, duyulmasindan çekinerek.
Güneş iste tam o anda onun yüzüne iniverdi.
Teninin rengi yeni elma pembesi.
Olmaz dedim istemeyerek.
Kalkti arkamdan çipil bakan gözlerle.
Kısacık bir öpüş oldu sonra dudaklarimizin arasinda.
kılıç gibi içeri dolan gün çoktan basla5misti bile.
Ikimizinde icini karartan perdeleri acti,
İçimiz aydinlandi.
Hiç çekinmeden benim dis fırçamla dişini fırçaladı.
Ben bunu çok sevdigimi anladim.
O bana sarildi,
ben de ona.
Yine dudaklarımız kavuştu, bu sefer biraz daha uzun ama.
Ben dışarı çıktım… O ardımda kaldı.

6.
Ne sen düşünüyordun sevismeyi o an için,
ne de benim aklımdan geçiyordu.
Sevişmenin lüzumlu olmadığı bir andı işin aslı, sevişsek de olurdu sevişmesek de.
Yanımda oturuyordun, üzerinde sıyırmasıni en sevdiğim beyaz eteğinle.
Ben sana baktım, buna akmak da diyebilirim aslında.
Sen elinde tuttuğun telefonununu kocaman sarı çantanın içine koyarken.
Sonra mi ne oldu,
sende bana baktın camları hafif kirli gözlüklerinin ardından,
elâya çalıyordu gözlerin, gülümsüyordun.
Yanıma sokulup öptün beni dudaklarımdan,
dudağın tadını bırakmıştı dudağıma.
işte o an aklıma geldi seninle sevişmek,
daha önce de olmuştun benim, defalarca,
Sayısız sevişmelerimizin, kimisi çok özel, kimisi ise peşi sıra getirdikleri sarılmalarla güzel.
Her sevişme sonrasında ise en sevdiğim teninde ki tuz tadı.
Bende seni öptüm, o öpmeye hiç doyamadığım dudaklarından.
Elin belimden asağı inerken benim elimle kavuştu ortalarda bir yerde.
Nefesin yüzüme vuruyordu,
nefesin sapsarı bir güneş,
ısıtıyordu yüzümü, içimi, ruhumu.
Ellerimiz ayrıldı buluştukları noktada, benim ki asağılarda bir yerlerde durdu, iklimi sıcak olan.
Senin iki elin ise, kemerimin üzerinde,
Ne ben bu alemlerin piçiydim, ne de sen, felek çemberini yaparken oradaydın.
Eteğini sıyırdım,
“Hadi burda” dediğinde.
Ikimizinde umrunda değildi,
bir park yerinde,
eski model bir arabanın arka koltuğunda oluşumuz.
hic siklemiyorduk,
birilerinin bizi görebileceğini.
Utanmak da neymiş?
pazar günü sevişmesi değildi ihtiyacımız olan,
bitmemiş bir cümlenin tamamlanmasıydı.
Ben üzerindeydim,
sen yine benimdin,
“geliyorum” dedin beni azad ederken.
Suya düşer gibi,
hani o her yaz başı düşen cemre gibi düştüm içine.
Beni sevdiğini söyledin önce,
sonra “çok gūzeldi” diye ekledin.
Sahiden de çok güzeldi.
Bir cümleydi tamamlamak istediğimiz,
içinde sen ile ben olan.

7.
Bembeyazdı
Pencereye bıraktığın ismin.
Hani ölme sabahlarina açılan perdemin arkasında saklı olan .
Saklambaç oynamak gibi bir şeydi zaten seninle yaşamak.
Vakitsiz sobelenmelerle ya da haksız yere ebe oluşlarla dolu.
Oysa ki ruhun da suretin gibi aydınlik senin.
Alnından gülümsemene doğru düşmekte kararlı bir toz tanesi gibi savrulsamda
seferi ruhumla güzelliğine.
Dudak uçlarım kalkmasa da, geceleri gökyüzune bakarken,
ilk defa kurşunlanmış bir devrimci gibi sendelemesemde artık.
Olsun…
Elinde tuttuğu ucuz kırmızi şarap şişesinden her yudum alışında halâ senin şerefine içiyor bu adam.

8.
Senin varlığına, sana olan aşka bir şükürdür bu satırlar, bir teşekkürdür.
Heyelan içinde geçsede hayatım, toprak kaybetsem de ara ara,
imgen silik kalsada gerceğine nazaran,
duyamasam da kokunu artık yatarken yatağımda
ve bazen… hatta sık sık… büyük bir inatla “aldıracağım şu özleyen yerleri de kurtulacağım valla” dedirtse de özlemin, Tanrı’nın verdiği en büyük nimetlerden biridir seni özlemek, bana yaşadığımı hissettiren.
Tek kelime, 3 hece, bir ömür geçtikçe…

9.
Gidilebilecek tüm şehirlere gidip yine de bulamamak,
Ya da sadece benim kullandığım bir mastar eki gibi tek başına,
hani şu paylaşmak fiilindekine benzeyenden bahsediyorum,
Yalnızım desemde inatla , sen bana inanma ,
benim hamurumda var seninle yaşamak.

10.
Verem gibi sarılıp da yalnızlığa, “korkmuyorum ben” diye bağırabiliyorsam hala eğer,
ya da bir camii kedisi gibi fakir düşüp yine de siktiri çekebiliyorsam isteyerek ve gururla.
Kendimden herkesi çıkarıp elde kalanı onunla çarptığımda çıkan sonuçtur benim tekbaşınalığım. Aslında Dünya’nın bütün ormanları benim,
bütün kadinlari sevgilim…
siz beni bilmezsiniz ama, ben yedi denizde de mülkiyet sahibiyim.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s