sis

buyrun efendim bu yazi da sis denilen olguyu sevenlere gelsin.

“Zift gibi zor akarken zaman, büyük de bir zıtlık oluşturuyordu yaşadığım an ile mekana. Sisler altında ki Istanbul daha bir üzerime çöküyor beni daha da savunmasız bırakıyordu. Çesm-i cihan bir şiir gibi Turgenyev’e öykünmekteydi. Bembeyaz bir şehir bana zift karası bir ahestelik yaşatırken masumdu sisin altında . Hele sis sokak aralarına girdiğinde daha da bir masum oluverirdi. İnce bir zar gibi kapladığında sis bütün şehri masumiyeti korumak için, herkes balkonlara çıkar görmek isterdi o nadir çocuksuluğunu şehrin. Çok uzun sürmezdi ama bu çocuksuluk, ve şehir dayanamaz yırtardı o zarı, kurtulmak için istemediği o gereksiz masumiyetten. İşte o an, İstanbul  yeniden pisliklere, piçliklere, peşkeş çekenlere doğar, ama bazılarımızı o sisin içinde bırakırdı. Gönülsüzce dışarı çıkanlar olursa hemencecik bıçak yaraları oluşurdu üzerlerinde. Ve koşar adımlarla geri dönerlerdi aslında hep ait oldukları sisli Istanbul’un daha yaşanılası günlerine.Binbir şekilde algılasak da sisi, en güzeli gözün gözü görmediği sistir. Yaninda ki insanın kadın ya da erkek olduğunu düşünmeden elini tutma ihtiyaci yaratan sis. İşte o insanlar, sis olsada olmasada, hep zarın dışında ama sanki o ince koruyucu zarla kaplıylarmış gibi yaşayabilen mutlu insanlardır. 

Çocukluğum geliyordu aklıma hep nedense böyle sisli zamanlarda. Babam ile iskelede vapur bekleyişlerimiz, arada bir yaptığımız bilgece konuşmalar, onun yanımda sigara içmesi, benimse içemememin verdigi ızdırap. Birlikte seyrederdik insanları, bazı günler hiç konuşmadan ve hep aynı yerde, makine dairesine açılan pencerelerin önünde. O geçmişe ait pişmanlıkların birgün bende vücut bulacağını hissediyormuş gibi bakardı yüzüme ara ara, bense o zamanlar  anlamlandıramazdım o bakışların sebebini. Şimdilerde dönüp de arkama baktığımda, ne tuhafdir ki görebiliyorum baba yadigarı pişmanlıkları sırtımda. Ama yine de ben bir evlat olarak onu geçememiş, insanlığın ilerlemesi için elzem olan o “yeni neslin bir önceki nesilden daha iyi olması gereklidir” tezini gercekleştirememistim. O sorumluluklarını bilen, hayal kırıklıklarını belli etmeyen bir insandı, ben ise onunla kıyaslandığında, sadece sıradan olandım, heryerde görünenlerdendim, arada kaynayanlardandım”.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s