Eğreti kelimeler, parça parça yazılmış cümleler.

Akşam iteliyordu sisli kanını şehrin damarlarına. Hava kararacağı kadar kararmış ve şehir o en güzel olduğu, ona en çok yakışan gecesine doğru kendinden emin aheste adımlarla ilerliyordu. Parçalanan sis yerini baska bir örtüye bırakırken, zaman yine olması gibi umursamadan akmaya başlamış bütün çirkinlikler birkaç saatliğine de olsa, gündüzleri kezzap kokan İstanbul’u terketmişti. Bana onu getirecek vapur ise tüm bu örtülerin, kalleşliklerin inadına, bir ic sesi edasıyla belli ediyordu kendisini uzaktan. İnsan bile kendi iç sesini duymamazlıktan geliyorsa, bir şehrin kendi iç sesini dinlemesi nasil beklenebilirdi? Bir gövde gösterisiydi sanki gözlerimin önünde olup biten. Etkilenmemiş gözükmeye çalışsamda, her gece ayni şaşkınlıkla izliyordum gecenin ve istanbul’un o çekici fesadının hepimizi içine çekişini.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s