Pir ile Derviş, Kubbe ile Rakı

Bu akşam rakı içtim. Yalnızdım demek isterdim ama , değildim. Sen bilmedin, lakin rakıyı seninle içtim. Avuç içi kadar bir peri çıktı önümde ki büyüğün içinden. ‘Ne dilersin?’ diye sordu, ben seni istediğimi söylemek istedim ama söyleyemedim. Gökyüzüne baktım bir ara, sarı, pembe, kavuniçi…  Olmayan bir ülkenin bayrağı gibi. Kafamı neden bu renklerede bayrak olmadığına taktım anlamsızca uzun bir vakit. Derken gece bastı, nicedir göremediğim pirler,  dervişler ortaya çıktılar… Kubbesi, dergâhı  olmayan bu şehirde ben ile seni aradılar. Ben buradaydım ama seni bulamadılar. Öylecene oturdum sessiz sedasız. Sema içine çekti yazdıklarımı. Allah ile eşik arasında bir yerlerde bende seni  çekmek istedim içime,  ama yapamadım.

Suskunluğum bozuluyor, günler kısalıyor. Alelacele, suretini çalıp senden hayaller kurdum.  Sonrasın da rakı bitti, ben bittim. Pir ile derviş yedinci kata geri döndüler. Dururmuyum, ben de peşlerinden gittim. Bab-ı Erenler kapısın da sordum ‘Hükmü var mıdır bu aşkın?’ diye. Erenler bile cevap veremediler. Velasıl kerim ben böyle anlattım bu akşamı ama sen hiç dinlemedin.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s