Yürümek, baba, saç kesimi ve eski kadın.

Yakin zamana kadar konusuyorduk onunla. Sonra ne olduysa kopuverdik.
Zaman gecti… belki bir iki ay, belki de üc emin degilim. Gecen sabah, tam olarak iki gun once mesaj atti. Nasilsin? Diye. “Iyiyim!” Dedim. O da cogumuz gibi isini kaybetmis. Evde saç kesiyormus. Hepimizin ortak derdi ayakta kalabilmek. Sac kesimine ihtiyacim yoktu aslinda ama kabul ettim teklifini. Ha unuttum mesajinda sacimi kestirmek isteyip istemedigimi sormustu.
Kapiyi calmadan once mesaj attim ona “asagidayim” diye.
Kolsuz bir bluz ve mavi bir taytla indi asagi elinde tuttugu kopegiyle. “Biraz dolasalim mi? Henuz cikmadi bu disari bugun.” “Olur” dedim. Basladik yurumeye. Ayrildigim insanlar hakkinda arabesk olmamayi ogrendigimi saniyorum. Hic bir sey hissetmeden basladik yurumeye. Marketin onunden gecerken ortak bir arkadasimizi gorduk, ayak ustu bir iki lafladik. Devam ettik yurumeye.
“Tekrar birlikte oldugumuzu dusunecek simdi bu!” Dedi. Ama fisildayarak. “Dusunmez!” Deyip ekledim ” sanmiyorum oyle bir intiba biraktigimizi”. Surati asilir gibi oldu ama belli etmedi. Parmak uclarina kadar dövmeli olan sag eliyle telefonuna bakti, sonra bana dönüp “codmother nasil? Yeni bar nasil?”gibi sorulari sirf sormak icin sordu, ben de sirf cevap vermis olmak icin cevapladim sorularini. Bir sigara yaktim, Starbucks’in onundeydik… tam o sirada ” bu boktan kahveyi bile ozledim” dedi. Yurumeye devam ettik. Kopegi ara ara geri dönup bize bakiyordu sanki pesi sira geldigimizden emin olmak icin. Telefonu caldi. Arayan babasiydi. “Tolga’nin sacini kestikden sonra seninkini de keserim” deyip kapatti telefonu. Sehir, benim sehrim, onun sehri, her sokak basinda bir tanidik
Selam vere vere, ayakustu muhabbetlerle döndük köseyi. Bir “ara sokak” sakinligine atlayip sanki farkli bir boyuta gecmis gibi sessizlestik birden. Kopek yine geri dönup bize bakti. Kopegin tasmasini bana verip kendine bir sigara yakti. Oldum olasi severim kadin elinde sigarayi. Ama onun eline cok daha fazla yakisiyordu. Dövmeli parmaklari arasinda ki incecik parmaklari vardi, sigara sanki vucudunun bir parcasi gibi duruyordu. Ara sokak sakinligi bitmis biz yine kalabalik caddeye cikmistik. Yana yana ama bir o kadar da uzaktik birbirimizden. Icim daraldi. ” baban kac gibi gelecek?” Diye sordum. ” bilmem, herhalde bir iki saate kadar gelir.” Dedi. Henuz cumlesini bitirmeden ” ben baska bir zaman gelsem daha iyi olur” deyip konuyu degistirmek uzereydim ki hemen karsidan babasini görduk. Gulec, samimi bir adam ” vay super olmus saclarin” diye takildi bana. “Sen bir de röfle yaptirdigimda gör” diyerek karsi koydum onun satasmasina. Simdi uc kisiydik. Baba, kizi ve ben. Bir de her iki adimimizda bir arkasina dönup bize bakan bir kopek. Yasadigi evin önune geldik. Babasi ” soguk bira varmi?” diye sordu, akabinde “elbette” cevabi geldi kizindan. Araya futursuzca dalıp “ben yarin gelsem daha iyi olur, bugun hiking de epey yoruldum” dedim. Yuzume bakti peki sen bilirsin demedi ama birseyler anlatmaya calistigi cok belliydi. Babasi “bir bira bile icmezmisin bahcede?” diye sordu kibarca. ” tesekkur ederim ama ben gideyim sahiden de cok yorgunum” diye cevap verdim. Babasinin elini sıktım. Ona ise sarilip veda ettim. Geldigimiz yoldan tekrar gecerek arabama dogru yurumeye basladim.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.