Hayırlar olsun 

Aklının iplerini salmış bir insan gibi duruyorum salonun köşesinde. Nicedir dikte ediliyor bana yazdıklarım. Sen hep bir adım kala duyarken yazdıklarımı, ben serseri ruhumla gönlümce demleniyorum. Rakı batıyor dilime, elime. Sana Ahmet Hamdi’den kitaplar okuyacaktım oysa ki, sen de bana yemek yapacaktın, belki ufak bir portreni bile çizecek, sana hediye edecektim. Açıp resmine bakıyorum, rüya […]

Rate this:

Amortiden cümleler

Bembeyazdı pencereye bıraktığın ismin.Hani amortiden sabahlarıma açılan perdemin arkasında saklı olan. Saklambaç oynamak gibi bir şeydi zaten seninle yaşamak. Vakitsiz sobelenmelerle ya da haksız yere ebe oluşlarla dolu. Oysa ki ruhun da suretin gibi aydınlik. Alnından gülümsemene doğru düşmekte kararlı bir toz tanesi gibi savrulsam da seferi ruhumla güzelliğine, dudak uçlarım kalkmasa da geceleri gökyüzüne […]

Rate this:

eski bir siir ama dursun burada

Ne sen düşünüyordun sevismeyi o an için, ne de benim aklımdan geçiyordu. Sevişmenin lüzumlu olmadığı bir andı işin aslı, sevişsek de olurdu sevişmesek de. Yanımda oturuyordun, üzerinde sıyırmasıni en sevdiğim beyaz eteğinle. Ben sana baktım, buna akmak da diyebilirim aslında. Sen elinde tuttuğun telefonununu kocaman sarı çantanın içine koyarken. Sonra mi ne oldu, sende bana […]

Rate this:

Gece masalı

Boy verirken kılıca ustası, savaş meydanlarının kırmızısını getirmezmiş aklına. Birer birer düşen vücutlar ve tepelerinde daireler çizen akbabalar. Geride ahuzar olanlar kara gözlerinden ağlarken, kimseler bilmezmiş mezarlar henüz doğmamış çocuklar için kazılırlar. “Hiç yaşanmadı o devirler” demeyin sakın. İçersinde dervişlerin olmadığı, tunça yeni yeni su verilen bir zamanmış bu zaman. Karşılıksız sevdaların alışageldik halleri, ve […]

Rate this:

Keyif ile Kahya

Bu şehire bir terasdan bakmalı pirim, akşamı lavanta renkli sokaklara. Ötelerde bir yerlerde gizemlerini koruyan eski zaman büyücüleri gibidir görmesini bilene. Mahrusa-i İstanbul burası, keyfini kahyaya emanet edip yürümeden çıkmaz bu şehrin tadı pirim. Bak üzerinde soluklandığın taş ekselans taşı. Ekselansları ulaşmak istememiş belli ki ama sen istersen Yunus’un aradığı Vahdet-i Vücûd bile burada. Ucuz […]

Rate this:

Pir ile Derviş, Kubbe ile Rakı

Bu akşam rakı içtim. Yalnızdım demek isterdim ama , değildim. Sen bilmedin, lakin rakıyı seninle içtim. Avuç içi kadar bir peri çıktı önümde ki büyüğün içinden. ‘Ne dilersin?’ diye sordu, ben seni istediğimi söylemek istedim ama söyleyemedim. Gökyüzüne baktım bir ara, sarı, pembe, kavuniçi…  Olmayan bir ülkenin bayrağı gibi. Kafamı neden bu renklerede bayrak olmadığına […]

Rate this:

Edepsizce kağıda akan serzenişler

Ara sokak sakinliğinde, çok değil ama ruh esintisiyle uçurduğumuz kağıttan uçaklar, içtiğimiz rakının adı ‘bu son olsun’. Ah keşke sen de bilseydin rakı içmeyi. Sırılsıklam olmazdık boşu boşuna.  Tekel kokan nefes nefese kalışlarımız ve ana dilimden gayri çıkardığın sesler. Hatta uyurken beni kenara itelemelerin. Sen gülümseyerek uyandın, bense hiç uyumadım. Kadın olman yetmedi yatağına evim […]

Rate this: