Eski bir şiir

Masada iki fincan Türk kahvesi olsun, yemek tabaklarını iteleyip elimizin tersiyle , kahvelerimizi yapsak orta malı . Sonra şöyle bir içimiz geçse, uzansak yan yana , şımarsak birbirimize. Senin sol elin göbeğimde rahata erse, benim sağ elim ise senin belinde. Etim etine değse sonra. Öpüşsek. Her öpüşmenin sonu sevişme olacak değil ya, ama biz dayanamayıp sevişsek yine de. Dayanmak lazım bu götü kalkan hasrete. Kaldi ki, özlemek bile öznesi sen olunca güzel. Öyle işte. Continue reading Eski bir şiir

Rate this:

127. yazı

Ah be balım, eve gelirken çiçek aldim karşıda ki marketten. Peynir ile şarap almak için girmiştim içeri oysa ki. Sen yoktun ama ben yine de aldim çiçekleri. Daha büyük şeyler almadım, zaten gerekte yok, ben bizim için çiçek, peynir ve şarapta karar kıldım. Sen severmiydin karanfilleri bilmiyorum, beyaz,sarı, kırmızı. Gerçi hangi rengi sevdiğini de hiç bilemedim, Ama ben en çok maviyi severim. Daha önce de söylemiştim, bilmem hatırlatmasın? Turuncu senin ruh rengin. Ah be balım, rengarenk saçma bir hayat bu yaşadığımız. Yamalı bohça gibi bir ev, içinde kendimce mest olduğum. Saat gece ortasın da bir ile iki arasında bir yerlerde. … Continue reading 127. yazı

Rate this:

Sakin bir gün

Sakin bir gün. Moda çaybahcesi. Üç beş kedi, babam ve ben. Çok uzaktan geçen yük gemileri, Ve babam İlhan bey’in gemiler hakkında ki gereksiz ama eğlenceli bilgileri. Sahil yolunda bira içenler ki ben bira sevmem aklıma eski sevgilimi getiriyor. Siz bilmezssiniz ama yahudiydi. Bira sevmedigimden olsa gerek onu da çok sevemedim. Kadiköy güzel, Evden uzak başka bir evde olmak gibi birsey. Sakin bir gün. İçerisinde babam, kediler ve ben. Continue reading Sakin bir gün

Rate this:

Rüya

Kan kapısındayım. Var ile yok yoluna çıkmak uzere. Binlerce insan fısıldıyor, ama ben kimseyi göremiyorum. O bordo hırka var üzerimde. Kapıda bir adam, durdurup beni ismimi soruyor. Cevap veriyorum çekinerek “ben ismi kitap arkasina yazılanlardanım” ama niye öyle diyorum bilmiyorum. Yeşil oluyor sonra heryer. Sonra daha da yeşil. Elimde bir kitap beliriveriyor. Adı “kan yolu” Kapida ki adam arkamdan bağırıyor “kitabın son sayfasına bakma sakın!” Ayaklarıma dolanan tuhaf bitkiler ve dahası tuhaf kokulu kan kırmızı toprak. Korkuyorum gibi ama tam olarak öyle de değil. Kitap elimden düşüyor. Son sayfa bana dönük. Ister istemez bakıyorum. Orada adı yazıyor. Tam olarak okunmuyor … Continue reading Rüya

Rate this:

Serin ve mutlu

Serin bir akşam, Pencerem açık, yarıya kadar. Dışarıda son demleri oten boceklerin. Alkol elimde, aklim disarida. Ne disarida olmak istiyorum, ne de ićeride kalmak ama. Binbir düsunce dolaniyor zindan gibi karanlik aklimin mahrem koselerinde. Hafif nemli ellerimle saclarimi arkaya atiyorum. Sonra ayni ellerle yuzumu ovarken yukaridan asagiya Kizil gecenin, yildizli basmasi, uzerime akiyor. Iyice uzatip kafami penceremden disari, icime cekiyorum yaprak aralarindan sizan yildizlari. Yasam dolduruyorum cigerlerime. Aklım aydınlanıyor. Serin bir aksam. Mutlu bir adam. Continue reading Serin ve mutlu

Rate this:

Renkli hikaye

Mavi orman icinde ki kirmizi ev. Ön bahcesi herhangi bir denizin dalgalarina bakiyor. Adam ile kadın yasiyorsa da bu kucuk evde, aslinda yasanilan ortak bir bahceden ayni manzaraya bakmak. Evin rengi onemli degil elbette, ben sadece gercek ustu olsun diye mavi dedim, siz onu keyfinize gore boyayin. Adamla kadin olmasi da onemli degil, siz herhangi bir cift yaratin. Hikaye bu, iki gonul bir olsun Gokyuzu nane kokulu, arka bahcede yesil sari sincaplar olsun. Dedim ya hikaye bu, siz isterseniz birakin evin etrafi bok koksun. Ben bir gece mantar yemistim mesela , kocaman bir saatin icerisinde o çarktan bu çarka atliyordum … Continue reading Renkli hikaye

Rate this: