İrin rengi duman

İçine çektiğin cigaranın dumanı gibi, kanla karışık irin sarısıdir her yer, Karanlık insanların, karanlık sokaklarinda, Kagir evlerin ikinci katinda yaşanan zorla sevişmeler, Çocuk odalarına kadar sızan anne ağlamaları, perde aralarindan bakan gözler. Rakı arkasi, nohut pilav aralarında, bir nefes duman gibi ağızımdan çıkıp gitmekte bu şehir. Fare leşi kokan çıkmazlari, Çöp kenarlarinda uyuklayan damarcılari ve tabii ki onlarin üzerine işeyen torbacilarıyla. Limon suyundan yapılmis bir mürekkep gibi hersey okuyabilmek için yakman icab eder. Yüzlerin, yüzsüzlerin, ve tabii ki damar yollarini açık tutanlarin… hepsinin ağzından çıkan duman, kanla karışık sarı bir irin gibi dağılıyor havaya. Continue reading İrin rengi duman

Rate this:

Inanmak

Seçmem gerekseydi eğer, kurabildiğim cümleler içinden “sana inanıyorum” birinci gelirdi. Bir yastıkta kocamak gerekli mi ben bilemem, ama inanmak gerek. Bir yolu beraber mi aşındırmalı ? Yanyana mı tükenmeli? Bir çocuğa isim birlikte mi seçilmeli? Hiç birisine cevap veremem. Bir kadın için içimde ki huysuzu öldürdüm ben. İşte bu yüzden en güzeli “sana inanıyorum” diyebilmek. Zaten inanmasam beni berbat bir yokoluş bekler. Continue reading Inanmak

Rate this:

Yaz

Çingene çadırı gibi renkli bir gün , Saint Pauli’den aşağı yürüyorum, Biraz ötede bir patika, kızıla dönmüş rengi… zamanında gelen bir düğün davetiyesi gibi çağırıyor beni içine. Köprü altı evsizleri, selam çakıyorlar bana yanlarından geçerken. patikanın hemen girişinde ki köprünün altinda, benim bildiğimden çok farklı, umarsız bir hayat devinmekte. Ucuz alkol ile odun yanığı kokuyor etrafım. Bir iki kurbağa çıkıyor akan nehirden. Onlar da biliyor, şehir dışarıda, burası başka bir şehir. Başımı kaldırıyorum…kızılderili sefleri ile kesişiyoruz, onlar söylemesede belli oluyor bakışlarından söyledikleri “Sioux kabilesidir evimiz.” “Iyisinizdir insallah” demiyorum ben onlara, devam ediyorum nehir boyunca yürümeye. Taa ki kazları görene kadar. … Continue reading Yaz

Rate this:

Veba

Sis basmış her yeri, yer yer görünen itler, sarı kirli gökyüzü. Özledim demek gelmiyor artik içimden. Şehir halâ eski, Bakırcılar çarşısı yerinde. Lodos olmuyor ama artık eskisi gibi, Kancik gecelere akıyor, kerhane kokulu sokakları. Bu benim istanbul’um. Sokak içlerinde ülser büyüten , cilalı arabaları, sümüklü çocuklara teğet geçen, “Allah’im sana şükürler olsun” diyen teyzeleri vebalı oğlanlara karı peşkesleyen. Bana hatırlatıyorlar yolu çamurdan olan sokağımı. Sis basmış her yeri, Ve sarı kirli gökyüzü. Continue reading Veba

Rate this:

Lanet

Yarı uykulu açtığımda gözlerimi sancak gibi dalgalanan karanlığa, diken gibi battı duyamadığım kuyruklu yıldızlar kulağıma. Kum tanesinden küçük bir maddenin içerisinde yiten rüyalarımız, yastık altında biriktirdiğimiz dualarımıza karışmış. Ve bazılarımız esnaf lokantalarının buğulu camlarında, kara sinek gibi bir somun ekmek ile çorbaya muhtaç. “Damarlarımız da akan asil kan da mevcuttur” demişse de mavi gözlü dev adam, koskoca bir yalan aslında. Racon kesen bitirim delikanlılara benzesek de uzaktan aslında biz ne yaşamayı başarabildik, ne de ölmeyi hakettik. Continue reading Lanet

Rate this:

Yolculuk

sarı boyalı duvarlarıma tımanırken gece, yerçekimi değil aklımı uçuran. sırılsıklam bir ruhum var benim, biraz titresem üzerine aslında, toza takılıp uçacak. tutunup uçsam ben de onlarla, hemen bulabilirim yukarıya bir yerlere sakladığım o çocuk gülümseyişlerini. kar olup konsam o gülümsemelere, sonra hiç erimeden düşsem daha önce hiç gidilmemiş bir yerlere, havası turuncu, suyu mavi, sonra sizi de çağırsam, “gelin” desem, “buldum ! o kimsenin bilmediği, küçük ama güzel ülkeyi”. Continue reading Yolculuk

Rate this:

Nefes

Cuma akşamı istismarları, Kısa telefon konuşmaları, yüz yüze gelmeler. Kokusu, boynundan burnuma, teni ile tenim arasında gümüşten bir kordon, bir yol haritasi gibi uzuyor ikimizin arasında O bana anlatıyor, ben onunla gülüyorum. Birlikte gülüyoruz. Yüz yüze, ben yanıyorum, Nefesi yüzüme on santimetreden değiyor, gümüşten bir kordon gibi… Continue reading Nefes

Rate this: